Contact Us

Use the form on the right to contact us.

You can edit the text in this area, and change where the contact form on the right submits to, by entering edit mode using the modes on the bottom right. 

           

123 Street Avenue, City Town, 99999

(123) 555-6789

email@address.com

 

You can set your address, phone number, email and site description in the settings tab.
Link to read me page with more information.

Lale Devrinin Tanığı Van Mour

Sultan II Ahmed’in saltanatına, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın sadrazamlığına, Lâle Devri’ne ve nihayet Patrona Halil İsyanı’na tanık olan Fransız ressam Jean-Baptiste Van Mour’un yapıtları Mayıs-Ağustos 2003 tarihlerinde Rijksmuseum’da Ekim-Aralık 2003 tarihlerinde ise Topkapı Sarayı müzesi’nde sergileniyor. Osman Öndeş “Kralın Doğudaki Ressamını” tanıtıyor... 

Rijksmuseum 2 Mayıs-31 Ağustos 2003 tarihleri arasında “The Ambassador, the Sultan & the Artist” isimli düzenleme ile Osmanlı tarihinin renkli bir dönemini, yetenekleri ve sanatçı duyarlılığı ile tuvaline yansıtan Jean-Baptiste Van Mour’un yapıtlarını sergilemeye hazırlanıyor. Ekim-Aralık 2003 tarihleri arasında da Topkapı Sarayı’nda tekrarlanacak sergi için ünlü sanatçının tabloları restore ediliyor. 

Van Mour 1737 yılındaki vefatına kadar ömrünün otuz yedi yılını İstanbul’da yaşadı. Marki de Ferriol’un talebi üzerine tamamladığı ve Paris’te 1714’te yayınlanan Yüz Osmanlı Giysisini içeren “Recueil de Cent Estampes Representant du differentes Nations du Levant” albümü, ömrü süresince meydana getirdiği önemli eserlerinden biri oldu. Osmanlı saray yaşamını ve törenleri anlatan yağlıboya tablolardan oluşan koleksiyon ise Amsterdam’daki Rijksmuseum’da korunmaktadır. Türkiye’de sınırlı sayıda eseri kalan ressamın dört tablosu İtalya’nın İstanbul Başkonsolosluğu Venedik Sarayı’nda bulunmaktadır.

Sultan III Ahmed ve Lâle Devri
Osmanlı İmparatorluğunda Sultan III Ahmed dönemi, “Lâle Devri” ve “Patrona Halil İsyanı” olaylarıyla derin izler bırakmıştır. 1718-1730 yılları arasında süren on iki yıllık bir dönem ise, Sultan III Ahmed’in saltanat yıllarının ikinci yarısını kapsar ve sonu, çok kanlı bir isyanla kapanmış bir zevk ve sefa devri olarak anımsansa bile, Osmanlı Rönesansı olarak da tanımlanabilir. 

Lâle Devrini yaratanlar, mimarlar, nakkaşlar, ozanlar ve çiçek tutkunlarıdır. Bu dönemin en önemli ismi ise kuşkusuz Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dır. 

Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, Pasarofça Anlaşması ile uzun süre barış dönemi yaşamaya başlayan Osmanlı İmparatorluğu’nda, “Lale” çiçeği merakının öncüsü olmuştur. Başkent İstanbul’da, saray mensupları ile devletin üst kademelerindeki aileler, bir taraftan birbirinden alımlı ve zarif köşkler, konaklar, yalılar inşa ettirirken, diğer taraftan bahçeler, lâlelerle bezenmiştir. 

Eğlencenin doruk noktalarda yaşandığı bu devir, Osmanlı İmparatorluğu tarihinde “Lâle Devri” olarak anılmaktadır. Saray, zenginlik ve sefahat âleminde iken, halkın sefalete düşmesiyle, Beyazıt Hamamı tellaklarından Arnavut ve levent Patrona Halil’in önöderliğinde kanlı bir ayaklanma yaşanmıştır. İsyan sonunda Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa öldürülmüş, Sultan III. Ahmed tahttan indirilmiş ve pek çok konak, yalı ve köşk yıkılarak, Lâle Devrinin izleri ortadan kaldırılmak istenmiştir. 

Van Mour böylesine hareketli bir devri İstanbul’da yaşamış bir sanatçı olarak da, önem taşımaktadır. Lâle Devri, Osmanlı İmparatorluğunun, sanat, mimari ve doğayla iç içe bir evreden geçen başkentinde, Nedim, Seyyid, Vehbi ve Levni gibi, şair, yazar ve minyatür sanatıyla resme ilham veren pek çok sanatçılar yaratmıştır. 

Bu devire adını veren lâle çiçeği ise, neredeyse toplumun tüm mesimlerini etkisi altına alan, bir çiçek kültürü ve bahçe mimarisine ilham vermiştir. 

Jean-Baptiste Van Mour böylesine coşku dolu bir dönemin tanığıdır. “Kralın Doğu’daki Ressamı” unvanına sahip olan Van Mour’un mezarı, İstanbul’da Galata’daki, Fransız Konsolosluğu sınırları içinde bulunun RR. PP. Jésuites-Saint Louis Kilisesi bahçesinde, Baron de Salagnac’ın mezarının yanında olduğuna dair pek çok kayıt bulunmasın rağmen, mezarı belirleyici bir işaret yoktur.

Valenciennes’li Jean-Baptiste Van Mour
Van Mour, Valenciennes Belediyesi arşivindeki kayıtlarda belirtildiği üzere 9 Ocak 1671 tarihinde Kuzey Fransa’nın Valenciennes kentinde Simon Van Mour ve Marie Lebrun’un oğlu olarak dünyaya geldi. Bu kent, tarihi boyunca, yetiştirdiği sanatçılarıyla ün kazanmıştır. Babası Simon Van Mour ünlü bir marangoz idi ve ailenin diğer fertleri de aynı meslek dalında faaliyet gösteriyorlardı. 

Bazı belgelere göre, Jacques-Albert Gérin atölyesinde resim öğrenimi alan Van Mour, 1699 yılında Marquis Charles de Ferriol d’Argental adlı bir devlet adamının dikkatini çekmiş ve onun tarafından himaye altına alınmış. Ferriol d’Argental, Kral XIV. Louis tarafından aynı yıl Osmanlı İmparatorlu’na Fransa Büyükelçisi olarak atandığında Van Mour’u da beraberinde getirdi. Amacı bu genç ressama Osmanlıların Batı dünyasının büyüleyen kıyafetlerini ve yaşam şekillerini çizdirerek bir koleksiyon yaratmaktı. Görevli olduğu süre boyunca Osmanlıların yaşamları ile ilgili bilgiler toplayacak ve değerli bir bilgi hazinesine sahip olacaktı. 

Marquis de Ferriol, 5 Ocak 1700 günü sabah erken saatlerde Sultan I. Mustafa’nın huzuruna çıkmak ve itimadnamesini takdim etmek üzere, Fransız sefaretinden hareket etti. Önce Tophane’de Fransız gemisinin kumandanı Amiral Bidaut ile buluştu. Amiral, M. De Ferriol’a refakat etmek üzere, altmış subay tahsis etti. Büyükelçiyi, Tophane’de karşılayan Saray temsilcileri arasında Çavuşbaşı, Çavuşlar ve Yeniçeri birlikleri vardı. M.de Ferriol padişah tarafından gönderilen, eğer takımı son derece süslü bir ata bindi. Büyükelçi, Divan’a kabul olundu. Merasim bittikten sonra, hazırlanan mükemmel sofraya geçildi. M.de Ferriol, sadrazamla yemek yedi. Fransız deniz subayları, Van Mour ve senyörler de, Divan’da bulunan diğer vezirlerle ve kumandanlarla ayrı sofralara oturdular. Yemek sırasında Saray Müşaviri ve tercümanı Mavrocordato, Büyükelçi ile Sadrazam arasında tercümanlık görevini üstlendi.

Bu karşılamanın ardından Marquis de Ferriol, 1711 yılına kadar elçilik görevini sürdürdü. Van Mour yeni elçinin tayini ile Fransa’ya dönen Marquis de Ferriol ile gitmektense İstanbul’da kalmayı tercih etti. Ferriol’den sonraki büyükelçiler, Van Mour’a İstanbul ile ilgili tablo siparişleri vermeye devam ettiler. Böylelikle, Osmanlı İmparatorluğunun bu dönemi, Van Mour’un fırçasıyla tablolarda ölümsüzleşti. 

Ferriol, Paris’e dönüşünden kısa bir zaman sonra 1914 yılında Jean Baptiste Van Mour’a 1707-1708 yıllarında sipariş ettiği tablolardan oluşan bir albüm bastırdı ve satışa sundu. Albümün ünü, Paris’ten tüm Fransa’ya sonra Avrupa’ya yayıldı. Albümün ikinci ve üçüncü ve hatta renkli baskıları yapıldı. Bir baskısı, 1717’de Nürnberg’de yapıldı. Bu baskıyı 1723’de Amsterdam, 1746’de Paris, 1769’da Londra, 1783’de Venedik baskısı takip etti ve hep yeni baskılar ortaya çıktı. Bunların hepsi, Van Mour gravürlerinin kopyası iken Venedik’te ortaya çıkan baskısı ise, Teodoro Viero tarafından yeniden çalışılmıştı. 

Van Mour’un gravürlerini içeren bu eser, İspanya’da “Collection de trages de Turquia” adıyla, İngiltere’de ise “Costumes of Turkey” başlıklarıyla yayınlanmıştır. Almanya’da ise, porselen biblolar bu eserden yararlanarak üretilmiştir. Yine bu gravürler Choiseul – Gouffier’in “Voyage pittoresques de la Gréce (1782) ve Mouradja d’Ohsson’un “Tableaux général de l’Empire Ottoman (1787)” bışlıklı eserlerine gravürler çizen Jean Baptiste Hilair tarafından kopyalanmıştır. Nitekim bu eserlerde, Hilair’in çoğunluk tabloları arasında, Van Mour gravürleri yer almaktadır. 

Bu eserin 1714 tarihli ve renklendirilmiş baskısının metinleri, 1980 yılında tarihçi Şevket Rado başkanlığında Türkçeleştirilerek, tıpkı basım olarak, “Osmanlı Kıyafetleri” başlığıyla yayınlanmıştır. 

Marquies de Ferriol’den sonra elçilik görevini üstlenen Kont des Alleurs, Marquies de Bonnac, Vicomte d’Andrezel ve Marquis de Villeneuve, Van Mour’a pek çok tablo siparişi vermişlerdir. Elçi de Bonnac, Fransa’ya döndükten sonra, Fransız Kralı XIV. Louis’e Van Mour’un başarılarını ve resim sanatındaki ustalığını övmüş ve ona bir unvan verilmesini önermiştir. Böylelikle, Van Mour, Kral Louis XIV tarafından “Kralın Doğu’daki özel ressamı” unvanını almıştır. Van Mour’un elçi Vicomte d’Adrezel’in Topkapı Sarayı’na kabul törenini resmeden tablosu, günümüzde Bordeaux Sanat Müzesinde bulunmaktadır. 

Bugün İstanbul’da bulunan İtalyan Başkonsoluk binası külliyesinden olan Venedik Sarayı duvarlarında Osman İmparatorluğunun tören geleneklerini görüntüleyen tablolar birer belge niteliğindedir. Van Mour, Osmanlıların bu törenlerini resimlediği için diğer Oryantalist ressamlardan ayrılır. Sanatçının Fransız Denizcilik Bakanlığı’na takdim edilmiş olan. Türkleri boğazda balık tutarken gösteren bir dizi tablosu da bulunmaktadır. 

Osmanlıların yaşamlarını tüm canlılıklarıyla günümüze taşıyan bu ölümsüz sanatçınınyapıtları bulunmaz birer kaynak değerinde.

KAYNAKÇA:

  • 1- Osman Öndeş, Van Mour, Genese, Paris 2001, Sayı 74-75
  • 2- Recueil de Cent Estampes Representant du differentes Nations du Levant/Paris 1714 
  • 3-www.rijksmuseum.org
  • (Antik Dekor Sayı 76, syf:118-122.)