Contact Us

Use the form on the right to contact us.

You can edit the text in this area, and change where the contact form on the right submits to, by entering edit mode using the modes on the bottom right. 

           

123 Street Avenue, City Town, 99999

(123) 555-6789

email@address.com

 

You can set your address, phone number, email and site description in the settings tab.
Link to read me page with more information.

Boğaziçi’nde bir oryantalist: Amadeo Preziosi

Oryantalist ressam Kont Amadeo Preziosi’nin sanat yaşamı ile deniz ressamı Oswald Walters Brierly’nin İstanbul konulu eşsiz tablolarını araştırmacı yazar Osman Öndeş anlatıyor. 

Bu makaleye “Galler Prensi Albert Edward ve nişanlısı Prenses Alexandra Christina İstanbul’dayken” diye bir başlık yazmak da doğru olabilirdi. Aslında oryantalist ressam Kont Amadeo Preziosi’nin yaşamı üzerine daha da kapsamlı araştırmalar yaparken, İngiliz ressam Oswald Walter Brierly’nin İstanbul üzerine betimlediği tablolarına ulaştım. 

Oswald Walter Brierly, Galler Prensi Albert Edward ve eşi Danimarka Kraliyet ailesinden Prenses Alexandra Christina refakatinde İstanbul’a gelmişti. Kraliyet heyetinde yer alan Times yazarlarından William Howard Russell, İngiltere tahtına 7. Edward adıyla kral olacak Galler Prensi Albert Edward’ın, nişanlısı Prenses Alexandra Christina ile 1869’da İstanbul’a yaptıkları geziyi bir kitap haline getirmiş ve denizcilik üzerine yaptığı tablolarıyla tanınmış sanatçı Oswald Walters Brierly de İstanbul yaşamını resmetmiştir.1 Böylece makale için yaptığım araştırma asıl rotasından çıkarak Preziosi’nin yaşamında çok önemli bir dönüm noktası meydana getirmiş olan İngiliz Kraliyet ailesinin söz konusu İstanbul gezisine ait belgelere ve anılara odaklandı. En az Preziosi kadar önemli sayılabilecek bir konu Oswald Walters Brierly’nin İstanbul tablolarıdır. Bu yıl ülkemizde de Kont Amadeo Preziosi’nin yaşamı ve eserleri sanat çevrelerinde hayli konuşulmaktadır. 

Kont Amadeo Preziosi oryantalist bir Boğaziçi ressamıdır.2 Preziosi bir av kazası sonucunda kurtarılamayarak vefat etmiş ve Yeşilköy’de Latin Katolik Kilise Mezarlığı’na defnedilmiştir. İlk Amadeo Preziosi sergisi İngiltere’de Victoria ve Albert Müzesi’nde açılmıştır. Victoria ve Albert Müzesi sahip olduğu Robert Searight koleksiyonu sayesinde halen dünyadaki en geniş Preziosi arşivine sahip müze konumundadır. Türkiye’de de bireysel olarak müzayedelerde çok sayıda ve sık aralıklarla Prezosi tablolarının satıldığını görmekteyiz. İstanbul’daki İngiliz Başkonsolosluğu’nun rezidansında da önemli sayıda Preziosi tablosu ve gravürlerin bulunması hem çok sevindiricidir ve hem de Preziosi’nin İngiliz vatandaşı olması, evinin o devrin İngiliz Sefareti’nin hemen yanındaki sokakta yer alması ile de bağdaştırıldığında sanatçının İngiliz vatandaşı gibi yaşama arzu ve duygusunu ortaya koymaktadır. 

Preziosi’nin “Nusretiye Camii” ve “İstanbul” başlıklı iki müstesna tablosu Galler Prensi’nin İstanbul’da sanatçıyı ziyaret etmesi sırasında beğenerek aldığı iki eserlidir. Bu iki tablo halen İngiliz Kraliyet Ailesi’nin saray koleksiyonunda yer almaktadır.

Oswald Walters Brierly, “Galler Prensi HMS Serapis ile Pire Limanı’ndan Ayrılırken”. 

Oswald Walters Brierly, “Galler Prensi'nin İstanbul Ziyareti'nden Bir Görünüm 

Amadeo Preziosi, “Haliç’e Giriş”, 1852, 51x71 cm, kâğıt üzerine karışık teknik, Arkas Holding koleksiyonu.

Amadeo Preziosi Ailesinin Kökleri 

Kontluk ünvanı Preziosi ailesine 1718 yılında Sardinya ve Savoy Dükü Kral 2. Victor Amadeu’den intikal etmiştir. Bu aileden Korsikalı bir korsan olan “II Tripolino” lakaplı Giuseppe Preziosi, Mora’da Venediklilerin yanında yer almış ve 1718’de İspanyol filosu Sicilya Adası’nı kuşattığında Sicilyalı Amiral Büyük Usta Perellos’un yardım davetine katılarak İspanyollara karşı savaşmıştır. Böylece Sicilya filosu İspanyol filosunun kuşatmasını yarmıştır.

Preziosi 2 Aralık 1816’da Malta’da dünyaya gelmiş ve Valetta’daki Porto Salvo Kilisesi’nde Aloysius, Rosarius, Amadeus, Raymondus ve Andreas adları verilerek vaftiz edilmiştir. Çocukluk ve gençlik yılları Malta’da geçen sanatçının babası Kont Gio François Preziosi Malta’da saygın biri kişiydi. 

Amadeo Preziosi’nin resme olan merakı çocukluk yaşlarında başladı. Ailenin geleneksel eğilimine ve toplumun soylu ailelerinin sahip olması gereken kurallara uyarak, babası gibi hukuk öğrenimi gördü. Şüphesiz üstün zekası ve çalışkanlığından ötürü profesörleri daima kendisini takdir etmişler ve çeşitli ödüller vererek başarısını kutlamışlardı. Ama Amadeo daha hukuk dalındaki çalışmaları sırasında bile benliğini gittikçe saran bir sanat aşkı ile karşılaştı. 

Ailenin hukuk öğrenimi görmesi yönündeki baskılarına rağmen bu öğrenimi ve mesleği terk ederek Roma’da Friedrich Overback tarafından kurulmuş Nazarene Ekolü’nün etkisinde olan Malta’daki Giuseppe Hyzler’in stüdyosunda dersler aldı. 1840’da yirmi yaşındayken kardeşi Leandro ile birlikte Fransa’ya gitti ve kardeşi asrın en önemli keşiflerinden fotoğrafçılık üzerine eğitime yönelirken, kendisi Paris Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğrenim gördü. 

18. yüzyılda korsanlar için Malta Adası Levant sahillerine yapılacak saldırılar için en uygun üs olarak kullanılmaktaydı. Guiseppe Preziosi’nin adı ilk kez 1702’de Malta’nın Valetta Limanı’na kendisi gibi korsan olan kardeşi Gio Andrea Preziosi ve korsanlık arkadaşları Antonio Fournier ile birlikte üç Osmanlı kadırgasını ele geçirmeleri sayesinde duyulmuş ve şöhreti süratle artmıştır. Preziosi Ailesi bu dönemde Akdeniz’de çok güçlü korsanlardı. Amcası Antonio Maria ve babası Geronimo Preziosi de korsanlık yapıyordu. Giuseppe Preziosi’nin ilk eşi Adalı bir Rum’du. 

Beşinci kuşaktan Kont Amadeo Preziosi ile bu ailenin korsanlık mesleği inanılmaz şekilde sona erer ve ortaya korsanlıktan tamamıyla uzakta, romantik bir kişiliğe sahip olan Kont Amadeo Preziosi çıkar. Kendisi genç bir ressam olarak tanınacaktır. 

Amadeo Preziosi, “İstanbul, 52x72 cm, kâğıt üzerine suluboya, fotoğraf: Antik A.Ş. arşivi. 

Amadeo Preziosi, “Rumeli Hisarı”, 1879, 43x69 cm, kâğıt üzerine suluboya, Ömer M. Koç koleksiyonu. 

Amadeo Preziosi, “Sultan Abdülmecid’in Beylerbeyi Camii’ne Gelişi”, 36x57 cm, kâğıt üzerine karışık teknik, Topkapı Sarayı Müzesi koleksiyonu.

Pitoresk Kent İstanbul 

19. yüzyılın başında Doğunun mistisizmini fark eden romantik ressamlar, tablolarına işledikleri ateşli renkler ve pırıl pırıl tablolarıyla sanat dünyasında yeni keşfettikleri Şark manzaralarını Batıya ulaştırdılar. Sundukları renkler ve biçimler, o zaman muazzam bir hayranlık uyandırmıştı. Delacroix, Marilhat, Decamps, Fromentin, Belly ve daha birçokları peşlerinden bir sürü gezgin yazar ve şair kafilesini Doğunun büyülü yaşantısına sürükledi. O zamandan beri muhteşem ufukların büyüsü, peri masalı gibi peyzajlar, sonsuz rüyalarla dolu manzaralar, daha dikkatli ve daha elverişli bir çığır açtı. Böylece Şarkın renklerinden zarif bir dekor anlayışı doğdu.

İstanbul, yüzyıllar boyunca gezginlerin, yazar ve ressamların uğrağı olmuştur. 15. yüzyılda Verona’lı Matteo de Pasti ve Constenzio di Ferrara, 16. yüzyılda Peter Coeck, Hollandalı Melchior Lorichs, 17. yüzyılda Simon Vouet ve Jacques Carrey İstanbul’u eserlerinde ölümsüzleştiren yabancı sanatçılar arasında sayılabilir. Amadeo Preziosi ise Malta’dan İstanbul’a gelen ve Şarkın büyüsüne kapılan birçok sanatçıdan biri olmuştur. 

İngiliz İmparatorluğu hakimiyetindeki Malta Adası’ndan olması nedeniyle Amadeo Preziosi haliyle İngiliz pasaportu taşımaktadır ve Pera’daki Levanten sosyete kadar, İngiliz asıllı Levanten ailelerle de çok yakın dostluklar içersindedir. Fakat özellikle İngiliz diplomatik misyonu tarafından aranan bir sanatçıdır. Büyük Britanya Kral ve Kraliçesine derin saygıyla bağlı olan Amadeo Preziosi İstanbul’daki İngiliz Sefareti’nin heybetli binasının yanındaki Hamalbaşı sokaktaki evinin bir kısmını resim stüdyosu olarak kullanmış ve burada ürettiği eserleri İngiliz Sarayının resim koleksiyonuna kadar ulaşmıştır. 

Ana dili İtalyanca olan Preziosi, kusursuz şekilde İngilizce ve Fransızca konuşuyor ve yazıyordu. Eşi İstanbullu bir Rum hanımdı. İstanbul’un günlük yaşamında çok geçerli dillerden biri olan Rumca’yı da böylelikle doğal olarak öğrenmişti. İstanbul’da kaldığı süre boyunca İngiliz Sefareti’nde bir süre politik konularda yardımcı tercümanlık ve zaman zaman da Yunan Delegasyonu’na tercümanlık yapmıştır.3 

1850’de Kırım Savaşı sırasında Batı basını Preziosi’den savaş gemilerini, İngiliz Ordusu’nu ve Boğazdaki alışılmamış sahneleri resmetmesini talep ederken, merak içinde olanlar yine sanatçıdan bu konuda tablolar sipariş etmişlerdir. Bu süreçte Preziosi son derece yoğun bir üretim meydana getirmiştir. Kırım Savaşı sırasında ölen Hıristiyan askerlerin gömüldüğü Haydarpaşa’daki Özel Hıristiyan Mezarlığı, savaşla kucaklaşmaya hazırlanan donanma gemileri ve yamaçlara kamp kurmuş ordu birlikleri, askerler Preziosi’nin yeni modelleridir. Ünlü İngiliz dergisi Illustrated London News sırf bu sahneleri resmetmek için İstanbul’a özel bir ressam göndermiştir. Bir düzine yayın da İstanbul’u yazmakta ve resmetmektedir. London Illustrated News’un 24 Eylül 1853 tarihli sayısında İstanbul ve Osmanlı İmparatorluğu on altı sayfalık bir özel sayı halinde verilmiştir. Bu özel sayıda yer alan çizimler için İstanbul’a gönderilen sanatçının adı resimlerinin altında sadece “G” harfi ile verilmiştir. Eğer Preziosi bu özel sayı için resim çizdiyse, bunu kanıtlayacak hiçbir belge bulunmamaktadır. Preziosi, Kraliçe Victoria’nın doğum günü kutlamalarında İstanbul’daki İngiliz Sefareti’ne ahşap üzerine bezediği eserini armağan ederek katılmıştır. 4 Preziosi’nin “İngiliz Sefareti’nin Tarabya’daki Yazlık Malikanesi” adlı bir diğer eseri İstanbul’daki İngiliz diplomatik misyonuyla yakın ilişkilerinin sürdürdüğünün bir başka göstergesidir.5 

2 Temmuz 1870 tarihli London Illustrated News’da Preziosi’nin “Büyük İstanbul Yangınından Sonra Harabeye Dönen Kent” adlı, şehrin harap olmuş halini resmeden bir eseri yayınlanmıştır. Bu çizgilerinde Preziosi İngiliz Sefareti çevresinde bir zamanların en popüler semtlerinden olan Pera’nın yanıp yıkılmış halini, şaşkın insanları ve ölüleri betimlemiştir.

Ressam Oswald Walters Brierly’nin İstanbul Üzerine Tabloları 

Bu makale Galler Prensi ve Prensesinin İstanbul ziyareti hakkında Türkiye’de yayımlanan ilk makaledir. Ressam Oswald Walters Brierly’in İstanbul konulu tabloları da böylece Türk basınında ilk kez yayımlanıyor. Prens Albert Edward ve eşi Prenses Alexandra Christina Mısır piramitlerine olan hudutsuz merakları nedeniyle bir kraliyet gezisi düzenlenmesini istemişlerdi. Bu gezi 1869 yılında gerçekleşti; o zaman yeni evli olan Prens ve Prenses önce Mısır’daki arkeolojik gezilerini tamamladılar. Bu gezi sırasında inşaatı bitmek üzere olan Süveyş Kanalı’nı da gördüler. 

Kraliyet davetlileri arasında Afrika’daki gizemli uygarlıkları ve zenginlikleri araştıran Sir Samuel Baker, doğalyaşamcı Richard Owen, ressam Oswald Walters Brierly ve Times yazarlarından William Howard Russell ile mühendis M. de Lesseps de yer almaktaydı. William Howard Russell’ın dikkatli bir araştırmacı yazar olarak yayımladığı gezi notlarından oluşan eserinde, Galler Prensi Albert Edward ve eşi Prenses Alexandra Christina “Birinci Cataract” olarak tanımlanan Mısır’daki Aswan’a yakın bölgeyi ilk kez 1865’de gezmiştir. 1869 gezisinde ise “İkinci Cataract” olan tanımlanan ve günümüzde Nasır Gölü olarak bilinen Nubia’da yapılan kazıları incelemek gibi arkeolojik ilgileri ağır basmıştır. Bu gezinin çok ilginç sayılacak son bölümü ise çiftin İstanbul’da geçirdikleri günlerdir.

Süveyş’e yaptıkları geziyi tamamladıktan sonra yeniden kraliyet heyetini taşıyan kraliyet yatı Ariadne 29 Mart günü Rodos’tan Çanakkale Boğazı’na hareket etmiş, 1 Nisan sabahı ise İstanbul’a varmıştır. 

Paskalya yortusuna rastlayan 20 Mart Pazartesi esintili güzel bir gündür ve kraliyet yatı Ariadne saat akşam 8’de Rodos’tan ayrılır. Ariadne saatte 10 deniz mili süratle refakat gemisi Psyche eşliğinde düzenli dalgaların üzerinden sekerek yol almaya başlar. Fakat Ariadne’nin iyi bir rüzgar yakalamasına sevinirken rüzgar şiddetlenir ve yelkenler direğe vurmaya başlar. Bütün yelkenler küçültülürse de dalgalar pruvadan bindirir. Prenses kendisini kötü hissetmemekle beraber kamarasına çekilir.

 

Ariadne Çanakkale Boğazı’na Yaklaşıyor 

William Howard Russell gezi notlarında şöyle anlatır: 


“30 Mart- Ege adaları arasında seyir ediyoruz. Günün ışımasıyla birlikte mavi denizde beyaz köpüklerle sarılı kara bir leke olarak Patnos gözüktü. Onu Levitha takip etti. Gün doğmadan Çanakkale’ye girmek istemediğimizden süratimizi düşürdük. Psyche bizi geçti. Fakat sonra yavaş yavaş onu yakaladık. Akşamüzeri görüntüyü iyice kısıtlayan puslu bir havada iki gemi birlikte seyrederken Troia ovası sancağımızdaydı. 

31 Mart- Ve işte Çanakkale Boğazı!.. Saat sabahın 10’unda pruvamızın sancağında Kilitbahr sol tarafımızda ve Çanakkale Kalesi sağ tarafımızda. Demir atarken her iki hisarın surlarından da selamlanıyoruz. Ariadne demir attıktan sonra İngiliz Sefiri Majesteleri Hon. H. Elliot, Bay Lionel Moore, Bay Kennedy ve yardımcı konsolos Bay Wrench güverteye çıktılar. Rauf Paşa da kraliyet misafirlerini padişah namına karşılamak ve saygılarını sunmak üzere padişahın istimli yatı Pertev Piyale ile gelmişti. Prens ile maiyeti hisarlardan ve gemilerden top atışı selamlarıyla birlikte kendilerini Çanakkale’ye götürecek olan işkampavyaya bindiler. Prens burada Çanakkale Valisi Eyüp Paşa tarafından karşılandı ve birbirleriyle selamlaştıktan sonra prens kalenin içine girdi. Dev bir top atışa hazırlanmıştı. Topun atışını seyretmek için prens ve maiyeti surlarda yerlerini aldılar.” 


 

Psyche, Caradoc ve Pertev Piyale gemilerinin takip ettiği Ariadne Çanakkale’den sonra ikindi üzeri Gelibolu’da duraklar. Ariadne eski rıhtıma doğru yol almaya başlayınca bunu gören halk sahile koşmaya başlar. Prens ve maiyetini karaya götürecek olan filikalar indirildiğinde rıhtımda kalabalık bir halk kitlesi onları beklemektedir. Kendilerini paşanın yolladığı zabit ve İngiliz viskonsülü karşılar. Birlikte, hemen dar sokaklardan geçerek çoğu Kırım harbinde can vermiş İngiliz askerlerinin mezarlarını ziyaret ederler. 

Prens ve Prenses İstanbul’da 

1 Nisan Perşembe sabah saatlerinde Ariadne artık İstanbul önlerindedir. Prens ve Prenses misafirleriyle İstanbul’un göğe yükselen camilerinin ve minarelerinin efsunlu tablosunu seyretmeye başlarlar. Sarayburnu’na yaklaştıklarında ise İngiliz sakinleriyle dolu tekneler bayraklarla süslenmiş olarak yaklaşırlar ve “Allah Kraliçeyi korusun” sesleri göklere yükselir. 

Prens ve Prensesi görünce istimbotlardan, sandallardan gelen alkış ve tezahüratlar iyice artar. Güvertede başlarında Yüzbaşı Poere olmak üzere deniz piyadeleri, şeref kıtası tam teçhizatlı olarak hazır bulunmaktadır. 

William Howard Russell bu anı şöyle kaydetmiştir: 

“Filikalar indirildi ve prens maiyetiyle birlikte padişahın tahsis ettiği ihtişamlı saltanat kayığıyla gemiden ayrıldı. Majesteleri düdükler çalınarak tekneye geçerken rıhtımlardaki insanların alkışları arasında boğazdaki flamalarla donatılmış Türk zırhlılarından ve Sarayburnu’ndan majestelerine selam salvosu atıldı. Dans eden dalgaların üzeri kayık ve istimbotlarla doluydu. 
 

Ariadne ve Psyche eşliğinde kraliyet sancağını taşıyan Pertev Piyale, Tophane rıhtımlarına ulaştı. Yüzen teknelerin en muhteşemi olan padişahın saltanat kayığı on dört çifte kürekle donatılmış, ipek mintanlı kürekçilerle diğer üç saltanat kayığı eşliğinde teşrifat nazırı Başvezir Ali Paşa ve Kamil Bey onlara eşlik ettiler.”

Rıhtımda Sultan Abdülmecid kendilerini karşılar ve iki ülke arasındaki dostluğu anlatan konuşmalardan sonra tahsis edilen Nusretiye Kasrı’nda çok görkemli olmasa da, çok rahat odalarına kadar kendilerine refakat eder. 

Yerleştikten sonra prens ve protokol padişahın saltanat arabaları ile Boğazın daha yukarısında olan Dolmabahçe Sarayı’na götürüldüler. Sarayda kendilerini muhafız alayı ve bandosu karşıladı. Arabadan iner inmez padişah tarafından karşılanan prens, girişin her iki tarafına dizilmiş bekleyen saray görevlilerinin arasından çok görkemli bir salona alındı. Prens, Yüzbaşı Campbell ve Sir F. Blackwood ile maiyetindekileri padişaha tanıştırdı. Prens kısa bir konuşmadan sonra ayrılırken padişah tarafından kapı eşiğine kadar geçirildi ve yanındakilerle Salıpazarı’na döndü. Öğle yemeğinden sonra majesteleri, prenses ve Bayan Grey protokolle İngiliz büyükelçiliğine gittiler. 

Burada Büyükelçi, eşi Elliot ve elçilik mensupları tarafından karşılandılar. Prens ve Prensesin ziyaretleri saat altıya kadar sürdü. Padişahın tahsis ettiği saltanat arabalarıyla geri dönerken yol kenarına dizilmiş oldukça büyük bir kalabalık tarafından saygıyla selamlandılar.

Amadeo Preziosi, “Kağıthane, 18x26 cm, kağıt üzerinde karışık teknik, Hayati Gürel koleksiyonu. 

Amadeo Preziosi, “Kadınlar ve Peyzaj”, 1853, 34x51 cm, kâğıt üzerine karışık teknik, Monika-Geri Benardete koleksiyonu. 

Amadeo Preziosi, “Boğaz’a Demir Atmış Müttefik Donanması”, 1854, 63x96 cm, kâğıt üzerine suluboya, Ömer M. Koç koleksiyonu 

Amadeo Preziosi, “Sohbet”, 27x36 cm, kâğıt üzerine suluboya, fotoğraf: Antik A.Ş. arşivi

William Howard Russell notlarına şöyle devam ediyor: “İstanbul’un halkında ve yapısında büyük bir değişiklik seziliyordu. 1864’deki büyük yangından sonra hiçbir ahşap yapıya izin verilmediğinden İstanbul’da diğer binalar arasında çok miktarda boş alan mevcuttu. Haliç’in iki tarafındaki ana yollarda gaz lambaları mevcuttu ve pek çok çeşme görülüyordu. Fakat halkta izlenen değişim gözlere pek de hoş gelmiyordu. Erkeklerde bildiğimiz eski çok alımlı giysilere çok seyrek rastlanıyordu. Kadınlar da sarı pabuç veya terlikleri bırakmışlar ve en son frenk modeli rugan deri botlar giyiyorlardı. 

Salıpazarı’nda verilen, altın ve gümüş tabaklarda sunulan akşam yemeği takdire şayandı. Davet salonunun bitişiğindeki odada Guatelli Paşa şefliğindeki padişah bandosu mükemmel bir şekilde opera müziği çalarak hepimizi şaşırttı. Orkestra ayağa kalkıp “Allah Kraliçeyi Korusun” bestesini terennün edip ayrılırken herkes o kadar yorgundu ki onları takip etmek için umumi bir arzu vardı. 

2 Nisan Cuma-Salıpazarı’nda kahvaltımız çok güzeldi ve güzel sunulmuştu. Hizmetkarlar Fransızca veya İtalyanca biliyorlardı. Bay Moore ve padişahın seyis başları davetliler arasındaydı. Padişahın prens ve prenses şerefine verdiği yemek düşünce, zevk ve zenginlik olarak son derece mükemmel olduğu gibi, kıyaslanamaz güzellikteydi. 

Şeref kıtası nöbetçileri, atlı arabalar, binek atları, kayıkçılar ve büyük bir hizmetkar grubu devamlı görev başındaydılar. Her gece İtalyan hocalar tarafından eğitilmiş 84 kişilik takdire şayan müzisyenlerden oluşan orkestra akşam yemeğinde herkesi büyülüyordu. Orkestra şefi Senyor Guatelli Paşa olup, orkestrada rütbeleri albaydan teğmene kadar en az yirmi müzisyen subay da yer alıyordu. 

Masa altın ve gümüş tabaklarla kaplıydı. Her sabah padişah en nadir çiçek ve meyvelerle dolu tepsiler yolluyordu. Beyaz yakalı ve manşetli yeşil ve altın rengi üniformalı valeler geçitlerde bekliyorlardı. Siyah üniformalı çubukçular da elinizi çırptığınızda kehribar ağızlıklı, üzerinde yine mücevherlerle işlenmiş minik kahve fincanlarını oturtmak için oyma yerleri olan nargileler getirmek üzere hazır bekliyorlardı. 

Mutfaklarının daha iyisi bulunamazdı ve şarapları çok güzeldi. Sarayla ilgili herkes İngilizce veya Fransızca konuşabiliyordu. Sarayda Türk hamamları bulunup istendiğinde hemen hazırlanıyordu. Muhafız alayı subayları, görevliler, süvariler, yaverler altın sırma ve al kıyafetleriyle ışıl ışıl salon ve koridorlarda boy gösteriyorlardı. İnsan karakteri kendisine gösterilen bu ihtimamın altında kalmakta zorluk çeker. 

Prens ve Prensese tahsis edilen saltanat kayığı görününce bütün surlar muhafızlarla doluyor, surlardan her esintiyle müzik sesleri yayılmaya başlıyordu. Rıhtımlarda tayfalar alesta bekliyor ve en ufak bir hareketinizde koşuyorlardı, en ufak bir arzunuz emir sayılıyordu. 

Anlaşılan padişah Londra ziyaretinde nasıl karşılandığını hatırlıyor ve bunu gösteriyordu. Padişahın bütün görevlileri de padişahlarının nasıl ağırlandığını ve İngiltere’nin kötü zamanlarında nasıl dostça davrandığını unutmadıklarını prensin maiyetine hissettirmeye çalışıyorlardı.”

Amadeo Preziosi, “Kız Kulesi Önünde Kayık”, 1866, 26x35 cm, kâğıt üzerine karışık teknik, Hayati Gürel koleksiyonu

Amadeo Preziosi, “Kumkapı”, 1877, 40.5x68.5 cm, kâğıt üzerine karışık teknik, Ömer Dinçkök koleksiyonu

Amadeo Preziosi, “Boğaz Kıyısında Kadınlar” 1873, 29.2x46.3 cm, kâğıt üzerine suluboya ve karışık teknik özel koleksiyon.

Padişah Naum Tiyatrosu’na Davet Ediyor 
Prens ve Prenses İstanbul’da kaldıkları sürede iki ayrı akşam padişah tarafından bir İtalyan sanat topluluğu tarafından sergilenen operayı izlemek üzere Naum Tiyatrosu’na davet edilirler. Tiyatroya Padişah da maiyetiyle katılır. 

3 Nisan günü sabah saatlerinde prens ve maiyeti üç saltanat kayığıyla Sarayburnu’ndaki rıhtıma doğru yola çıkarlar ve burada Topkapı Sarayı ile Sultanahmet’teki tarihi yerleri gezerler. İngiliz Büyükelçiliği’nde verilen devlet balosu ise son derece görkemli olur. Altı yüz davetiye gönderilmiş olan baloya Prens ve Prenses geldiklerinde Büyükelçi ve eşi tarafından karşılanırlar. Bahçe kapısının içindeki avluda Ariadne mürettebatı hazır beklemektedir. 

William Howard Russell o akşamı da şöyle kayda geçirmiştir: “Bayraklarla kaplı avluda kraliyet deniz piyadeleri şeref kıtası vardı. Kırım Savaşı’ndan beri Pera ilk kez İngiliz piyadelerinin ayak sesleriyle yankılandı. Koridorlar, merdivenler ve salonlar çiçekler ve yabancı bitkilerle donatılmıştı. Padişah geç geldi, arkasında kalabalık bir bakanlar ve subaylar grubu vardı. İngiliz Büyükelçiliği’nin avlusunda prens ve prenses protokol ve büyükelçi tarafından karşılandılar. Galler prensesi ve Bayan Elliot kendisini ilk düzlükte karşıladılar.” 

Sultan Abdülmecid ise saray erkanıyla davete gelir. Prens ve prenses ile birlikte platformdaki yerini aldıktan sonra padişahın ilk defa bir baloda bulunmasını izlemek için tüm davetliler o tarafa akın eder. İlk dansa kalkan prens ve prenses, Bay ve Bayan Elliot, General ve Bayan Ignatieff, M. Bourre ve diğerleri olur. Sultan Abdülmecid gece yarısından biraz sonra davetten ayılır. Kraliyet grubu günün ışıdığı saatlere kadar eğlenmesine devam eder. 

8 Nisan günü Prenses Christina, Bayan Grey ile elçilik tercümanı Sandeson’un rehberliğinde Kapalıçarşı’ya gider. Daha sonra Kaptan Ellis’le Pera’da Abdullah Biraderler Fotograf stüdyosuna ve Hamalbaşı sokaktaki İngiliz ressam Maltalı Amadeo Preziosi’nin son derece renkli stüdyosunu ziyaret eder. 

Sultan Abdülmecid misafirleri onuruna görkemli bir tören daha düzenler ve Beylerbeyi Camii’ne saltanat kayığıyla giderken Boğazın iki yakasında direkleri baştan başa bayraklarla süslenmiş gemiler onları toplarla selamlar. Kraliyet heyeti, denizi dolduran İngiliz ve diğer Avrupalı yabancılar, Levantenler ve meraklı yüzlerce kişiyle bezenmiş kayıklar, istimbotlar arasında Saltanat kayığıyla Beylerbeyi’nde karaya çıkarlar. Kraliyet Heyeti bir süre istirahat ettikten sonra dönüşte saltanat arabalarıyla alınarak Dolmabahçe Sarayı’na gelirler. İhtişamlı bir karşılama yapılır ve yeniden Salıpazarı’ndaki Nusretiye Kasrı’na dönülür. 

Galler Prensi Albert Edward ve eşi Prenses Alexandra Christina’nın Mısır’ı, İstanbul’u ve Sivastopol’u kapsayan bu gezisini devrinin tanınmış ressamlarından Oswald Walters Brierly renkli kalem ve suluboya tablolarıyla görüntülenen belgeler haline getirmiştir. Bunların bir kısmı da İstanbul konulu eserlerdir. Mısır gezisinden dönüşünde İstanbul’da Haydarpaşa’da kurulmuş Kırım Harbi Mezarlığındaki törene katılan İngiliz tahtının veliahdı Galler Prensi Albert Edward ve eşi Prenses Alexandra Christina, 8 Nisan 1869 günü oryantalsit ressam Amadeo Preziosi’yi Hamalbaşı Sokak’taki stüdyosunda ziyaret ettikleri sırada sanatçının birkaç eserini satın almışlardır.7 

Prensin gezisine davet edilen Times yazarlarından William Howard Russell, bu geziyi İngiltere’ye davetinden çok kısa bir süre sonra anılardan oluşan eserinde belgelendirmiştir.7 İngiliz Kraliyet ailesi koleksiyonunda8 bu geziyle bağlantılı muhtelif tablolar bulunmaktadır.9 

SON NOTLAR:

  • 1 Levant Herald, 28 ve 29 Eylül 1882, Sayı 210-211.
  • 2 Kişisel olarak Amadeo Preziosi adını ilk kez 1968 yılında yaşamaya başladığım Malta Adası’nda duydum. Aralıksız iki yılı aşan çalışmalarımın sonucunda “İstanbul Aşığı Ressam Kont Amadeo Preziosi” başlıklı eserim 1972 yılında Milliyet Sanat Kitapları dizisinde yayınlandı. Bu tarihten yirmi altı yıl sonra 1999’da Aksoy Yayıncılık aynı eserin ikinci baskısını yaptı.
  • 3 Marquies de Ruvigny, “The Titled Nobility of Europe”, ilk baskısı 1914, yeni baskısı 1980.
  • 4 London Illustrated News, 2 Temmuz 1870, ss. 19-20.
  • 5 25 Kasım 1982 tarihli Christie’s Müzayedesi’nde 171. Lot kayıtlı olarak satıldı.
  • 6 2 Temmuz 1870 tarihli London Illustrated News, ss. 19-20.
  • 7 William Howard Russell, “Diary in the East-During The Tour of the Prince and Princess of Wales”, George Routledge and Sons, Londra, 1869.
  • 8 Dalia Millar, “The Victorian Watercolours and Drawings in the Collection of HM Queen”, Philip Wilson, Londra, 1995.
  • 9 Robert Searight Koleksiyonu, Victoria ve Albert Müzesi.

(Antik Dekor Sayı 101, syf:54-65.)