Bakanlık mı Sıkıyönetim Komutanlığı mı ?

Özgen Acar - Cumhuriyet 22 Ocak 2002

Sanat ürünleri oldum olası sanat pazarı için yapılır. Birinci planda varlıklı kişiler, bu ürünleri sahiplenir. İkinci planda özel kurumlar bu ürünlerin alıcılarıdırlar. Üçüncü grup müşteriler müzelerdir. Bugün ABD`de yaklaşık 6 bin özel müze var. Bunlar, özel kişi ya da kuruluşların koleksiyonlarını müzeye dönüştürmeleri ile oluşmuştur. Son yıllarda Türkiye`deki zenginlerimiz, kuruluşlarımız da bu yolda önemli adımlar atmaya başladılar. Koç`ların müzeleri, Sabancı Müzesi ve çeşitli bankaların kamuya açık sergileri bu alandaki önemli gelişmelerdir.

Erol Aksoy`un beğenisiyle oluşan İktisat Bankası koleksiyonu, banka batınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu`na (BDDK) geçti. 322 yapıt arasında müzelere girmesinde yarar görülen resimler de vardı. Kurul, bunların satışından beklediği 15 milyon doları alacaklılara dağıtacaktı. Kurul, geçen haziran ayında "en yüksek getiri" için, olağan yol olan "açık arttırma" yöntemini seçti. Görev, devlet açık arttırmalarından komisyon almayan Antik A.Ş.`ye verildi. Olayı Mısır`daki sağır sultan bile duydu. Hemen hemen her hafta basına Osman Hamdi`nin ünlü "Kaplumbağa Terbiyecisi" tablosu ya da öteki yapıtlar ile ilgili bir haber yansıdı. Kültür Bakanlığı`ndan "çıt" çıkmadı. Mimar Sinan Üniversitesi koleksiyonu inceledi, 17`sinin kamu müzelerine alınması gerektiğini, öteki yapıtlardan birkaçının da sahte olduğunu rapora bağladı. Bakanlıkta yine "çıt" yoktu.

Müzayede kuruluşunun bir rakibi kampanya başlatınca olay değişti. Devlet resim ve heykel müzelerinde yapıtları bulunmayan, ancak koleksiyonda bir kaç resmi yer alan sanatçılar da karşı çıktı. Böylece yapıtları devlet müzelerine girmiş, piyasaları yükselmiş olacaktı. Müzayede evi bir sergi düzenleyip tanıtım kokteyli de verdi. Yine "çıt" yoktu! Müzayede evi katalog bastırıp Kültür Bakanlığı`na da gönderdi.

Bu arada Kültür Bakanlığı`nın denetimindeki 107 tablonun kayboluşu basında gündeme geldi. Bakan İstemihan Talay uyandı. Açık arttırmayı durdurmak için kurula, uzmanların önerdiği 17 yapıta değil tümüne el koydurdu. Talay, "müzayede şirketini koleksiyonu ucuza kapatmakla" suçladı. Bir açık arttırmada hedefin yukarıya değil de aşağıya çekilmesi dünyanın neresinde görülmiştür? Özel ekonomi ve hukuk kurallarının geçerli olduğu bir ülkede sıkıyönetim komutanı tutumunun dayandığı yasal yetkiyi merak ediyoruz? Türkiye`de ve uluslararası geleneğe göre kültür bakanlılarına, kamu kurumlarına müzayedeyi durdurmak değil, "rüçhan (üstünlük) hakkı" tanınmıştır. Bakanlığın "öncelik" değil "üstünlük" hakkı vardır. Kasımda New York`ta Sotheby`s müzayedesinde Anadolu kökenli yapıtlar satışa çıktı. Bakanlık, müzayedenin durdurulmasını istedi. Durdurabildi mi? Bakanlık ya olayın başlangıcında devreye girerek BDDK ile anlaşacak ya da uzmanlarca önerilen 17 tabloyu alacaktı.

İnsan şu soruyu sormadan edemiyor? Sayın Talay`ın hazirandan beri yedi ay aklı neredeydi? Neden önerilen 17 tablo yerine aralarında sahteleri de aldı? Devlet müzesinde sahte Picasso`ları törenle sergileyerek skandal yaratan, kültür birikiminden yoksun olduğu anlaşılan böyle bir bakandan başka ne beklenir?