Antikalar.com - Antik Müzayede, Antika Müzayede, Muzayede, Antika, Antik Muzayede, Anik Muzayede Antik Müzayede, Antika Müzayede, Muzayede, Antika, Antik Muzayede, Anik Muzayede,antika,antikacilar,muzayede

22 Agustos 2014

Iletisim

E-mail

Ana SayfaAntik A.S. Müzayedeleri ve KataloglariEtkinliklerAntik A.S. Seminer ProgramiEkspertiz HizmetlerimizSanat Kültür ve Dekorasyon YayinlariMüzeler, Restoratörler, Galeriler ve AntikacilarLinklerantikalar.com Hakkinda

Ayın Sanatçısı :
ÜNLÜ RESSAMIMIZ :

SAMİ YETİK


Dr. Tülin ÇORUHLU
Araştırmacı Askeri Müze / Harbiye


Hücuma Kalkış

Asıl adı Mehmet Sami Yetik olan sanatçı 1878 yılında İstanbul'da doğmuştur. Asmaaltı tüccarlarından Hacı Raşid Efendi'nin oğludur. İlköğrenimini Şehzadebaşı Taş Mektepte, orta tahsilini Çiçek Pazarı Rüştiyesi'nde, liseyi ise Mülkiye İdadisi'nde okurken kendi isteği ile Kuleli Askeri İdadi'sine geçerek orada tamamlamıştır.

Askeri okula gelinceye kadar resim, Sami Yetik için sadece beğendiği bir sanat dalı idi. Ancak, Kuleli'de öğrenciliği sırasında sınıf arkadaşı olan Mehmet Ali Laga'nın her fırsatta eline kalemini ve fırçasını alarak resim yapması, Sami Yetik'i resim yapma yönünde teşvik etmiştir. Aynı yıllarda Kuleli'de hoca olan Osman Nuri Paşa'da onu resme heveslendirmiş ve desteklemiştir.

1896 yılında Harbiye Mektebi'ne başlayan Sami Yetik'in hocası Hoca Ali Rıza olmuştur. 1898 yılında Harbiye'den mezun olan Sami Yetik ile Hoca Ali Rıza Bey yakından ilgilenmiştir. Aynı yıl bir imtihan ile Eyüp Baytar Askeri Rüştiye'sine resim öğretmeni olarak atanmıştır. 1900 yılında ise resim eğitimi görmek üzere Sanayi-i Nefise'ye başlayan sanatçı altı yıllık eğitimden sonra 1906 yılında bu okuldan mezun olmuştur. Harbiye ve Kuleli'de bir süre resim derslerine giren Sami Yetik Meşrutiyetin ilk yıllarında Koca Mustafa Paşa Askeri Rüştiyesi'nde resim öğretmenliği yaparken, dönemin Tedrisat-ı Askeriye müfettişi Tevfik Paşa'ya Sanayi-i Nefise Mektebinden birincilikle mezun olduğunu ve resme karşı olan ilgi ve yeteneğinin geliştirilmesi hususunda Avrupa'daki sanat merkezlerinde kendisini geliştirmek istediğini belirten bir dilekçe vermiştir. Yetik'in bu dilekçesi devrin Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa'ya kadar ulaşmış ve Paşa'nın müsaadesi üzerine sanatçı iki yıl süre ile Paris'e gönderilmiştir.

Sami Yetik'in ilk resim öğretmeni Hoca Ali Rıza'dır. İlk figür hocası ise Sanayi-i Nefise'den İtalyan sanatçı Valeri'dir. Sanatçı Avrupa'da bulunduğu sırada Paris'te tamamen doğa gözlemine dayanan izlenimci akım Empresyonizm etkisi devam etmektedir. Aynı yıllarda (1908-1912) Sanayi-i Nefise'den mezun olanlar arasından seçilerek Avrupa'ya gönderilen öğrenciler arasında Sami Yetik'ten başka İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Hikmet Onat, Nazmi Ziya, Namık İsmail, Hüseyin Avni Lifij gibi yurda döndükten sonra Türk resim sanatında bir ekol yaratacak olan ressamlar da vardır.


Doğu Cephesi'nden Görünüş

Avrupa'da 1860 yılında başlayan ve 1870'li yıllarda mutlak zafere ulaştıktan sonra kısa zamanda batının bütün sanat çevrelerinde beğeni bulan Empresyonizm akımını Türkiye'ye ilk getiren sanatçılar bilindiği gibi, Hüseyin Zekai Paşa ve Halil Paşa'dır. Ancak çeşitli toplumsal nedenlerle bu akım Türkiye'de 1914 yılından sonra yayılabilmiştir.

Sami Yetik Paris'deki eğitim sırasında Akademi Julian ve Ecole Pijieve'ye devam ederken, ressam Juan Paul Lauren'in atölyesinde de çalışmıştır. Sanatçı bu eğitimi sırasında diğer arkadaşları ile birlikte Türkiye'de yetiştirildikleri klasik ekolün etkisinden kurtularak kendilerini empresyonizmin heyecanına kaptırmışlardı.

SAMİ YETİK'İN RESİM ÖĞRETMENLİĞİ
Sami Yetik yurda döndükten sonra Kuleli Askeri İdadisi'ne resim öğretmeni olarak atanmıştır. Askeri okullarda resim öğretmenliği sırasında öğrencileri ile çok iyi hoca-öğrenci ilişkisi kurarak başarılı ressamların yetişmesine sebep olmuştur. Ancak bu sırada Balkan Savaşı devam etmektedir. O sadece bir ressam değil aynı zamanda Osmanlı Ordusunun bir subayıdır. Bu nedenle Edirne cephesinde görevlendirilir. Bu görevi sırasında İdadi yıllarından arkadaşı Mehmet Ali Laga'da onunla beraberdir.

Edirne'nin düşmesi sonucu sanatçı Bulgarlar'a esir düşmüş ve Sofya'da esaret altında kalmıştır. Balkan savaşı sırasında Edirne'de yaşayan asker ressam Hasan Rıza'nın son gecesinde onunla birlikte olan Sami Yetik Bulgarlar tarafından haince öldürülerek şehit edilen Hasan Rıza'nın dağılarak yağlamalanan atölyesine sahip çıkmış ve şehit ressama ait resimlerin bir kısmının Viyana müzelerinde yer almasına sebep olmuştur. Esareti sırasında Bulgar ressamlar ile ilişkiler kurmuştur. Esaretten kurtulduktan sonra I. Dünya Savaşı yıllarında Boğazlar Müstahkem Mevkiinde görev almıştır. Katıldığı bu savaşlar sırasında bir yandan ateş hattında görev alırken, diğer yandan fırsat buldukça sanatını icra etmiştir. Bu yıllarda meydana getirdiği etüdler, ona bir kaynak teşkil etmiş ve sonradan meydana getirdiği büyük kompozisyonlarının temelini oluşturmuştur.

Bu zaman süresi içerisinde sanatçı görüşlerini sürekli kaleme almış ve bu yazıları 1912 yılından itibaren Osmanlı Ressamlar Cemiyeti dergisinde yayınlanmıştır. Bu yazılar arasında özellikle Sanayi-i Nefise'de uygulanan usullerin tenkit edildiği görüşler dikkat çekicidir. Türk Resim Sanatında 1914 yılından itibaren büyük bir uyanış başlamıştır. Bu sanat hareketinde 1914 kuşağı olarak Sanat Tarihimize geçen sanatçı grubunun başını Sami Yetik ve Ali Sami Boyar, Hikmet Onat, İbrahim Çallı, Ali Cemal, Namık İsmail, Nazmi Ziya, Feyhaman Duran, Hüseyin Avni Lifij gibi arkadaşları çekmektedir. Bu sanatçılar: çok renkli paletleri, parlak renkleri ve serbest fırça çalışmaları ile Türkiye'de yeni bir akım oluşturmuşlardır. Büyük bir kısmı aynı zamanda asker olan sanatçıların bu hareketinde Avrupa'da aldıkları resim eğitiminin yanı sıra I. Cihan Savaşının etkisi de büyük olmuştur.


Yunan Topçularına Baskın

Şişli'de kurdukları bir atölyede daha çok büyük boy savaş resimleri yaparak Viyana ve Berlin'de Osmanlı Muharebe Resimleri sergisi planlamışlardır. Kısa sürede hazırladıkları eserlerini Viyana'ya götürmüşler ve 1918 yılında Viyana Üniversitesi salonlarında sergiyi açmışlardır. Türk ve ecnebi protokolün nezaretinde açılan sergi Türkiye sanat çevrelerinde duyurulmuş, gazete ve magazinlerde yer almıştır.

Sami Yetik askeri konularda olduğu kadar peyzaj, natürmort ve portrelerinde de başarılı olmuştur. Bazı kaynaklar "Akşam İstirihatı" adlı resminin Amerika'da katıldığı bir sergide büyük ilgi gördüğünü ve ödül aldığını belirtmektedir.

SAMİ YETİK'İN YAZARLIĞI
Sanatçı 1933 yılına kadar hem resim öğretmeni, hem de subay olarak Türk ordusuna hizmet vermiş ve Binbaşılık rütbesinden emekli olmuştur. Ancak yaşamının sonuna kadar gerek sanatını gerekse yazarlığını devam ettirmiştir. İki cilt olarak hazırlamış olduğu Ressamlarımız adlı kitabın birinci cildi 1940 yılında yayımlanmıştır. Bu arada Türk Ressamlar Cemiyeti Dergisi'nde de birçok makale yayınlanmıştır. 1945 yılında ölen Sami Yetik aynı yıl kurulan Asker Ressamlar Cemiyeti'nin de ilk üyelerindendir, öğrencileri arasında gırnatacı ve tulumbacı olarak da anılırdı. Gırnatacılığı bir müzisyen gibi çalışından, tulumbacılığı ise o tarihlerde moda olarak İstanbul'un üst düzey mensuplarının İtfaiye teşkilatında gönüllü olarak görev almış olmalarından gelmekteydi.

Sami Yetik'in 67 yıllık yaşamı içerisinde, Askeri lise öğrenciliğinden itibaren başlayan resim çalışmalarının sayısı henüz tespit edilmiş değildir. Sanatçının resimleri müze ve özel koleksiyonları zenginleştirilmiştir. Bu arada yedi adet eseri de Askeri Müze koleksiyonuna girmiştir. Ancak bunlardan Arı Burnu Muharebesi isimli resim 1992 yılında sergilenmek üzere Genelkurmay karargâhına verilmiştir. Sami Yetik'in Askeri Müze koleksiyonuna giren resimleri 1914-1921 yılları arasında yapılmıştır.

Askeri Müze'deki resimlerden bir tanesi (Envanter 7955) Hanım Sultanlardan Berrar Prensesi Dürü Şehvar tarafından 25.5.1953 tarihinde müzeye hediye edilmiştir. Bir diğeri (Envanter 8490) 1965 yılından önce İstanbul Devlet Resim Heykel Müzesi'nde iken henüz tespit edemediğimiz bir şekilde ve tarihte Askeri Müze'ye getirilmiştir. Diğer resimlerin ise Askeri Müze'ye gelişi ile ilgili bir kayda rastlanmamıştır. Ancak müze envanterine, kayıt sıralarına bakıldığında eserlerin 1960'lı yıllardan önce müzeye gelmiş olduğu anlaşılmaktadır. Sami Yetik'in sanatında en verimli yıllarına I. Dünya Savaşı ile İstiklal Savaşı döneminde rastlanmaktadır. Sanatçının Askeri Müze'de bulunan söz konusu eserleri de aynı yıllarda yapılmıştır ve hepsi sanatçının tarihli imzasını taşımaktadır. Resimleri kronolojik olarak tanıtmaya çalıştığınızda birinci resim Çanakkale Savaşı'nı konu almış bir eserdir. 50x60 cm boyutlarında olan bu resimde teçhizatı ile birlikte siperde olan iki askerin Hücuma Kalkış anı betimlenmiştir. Son derece serbest fırça darbeleri ile çalışmış resimde, zaman zaman spatula ile kalın boya tabakası da kullanılmıştır. Askerlerin başlarında dönemin askeri üniformasının karakteristik bir tamamlayıcısı olan kabalak vardır. Kompozisyonun sol alt tarafına yerleştirilen figürler sırtlarında çantaları, bellerinde diğer teçhizatı ve ellerinde tüfekleri ile atağa kalkmak üzere iken izlenmektedir.


Atatürk Anafartalar'da

İzlenimci üslupta yapılmış olan resmin sağ alt köşesinde Arap harflere ve siyah boya ile atılmış imza vardır. Eser tuval üzerinde çalışılmıştır. İkinci resim 1917 tarihli "Doğa Cephesinden Dönüş" ya da "Sarı Kamış'dan Avdet" isimli resimdir (Envanter 8470). Yanlış bir değerlendirme sonucu konusu 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi sırasında geçtiği ileri sürülmekle birlikte, gerek eserin imza tarihi, gerek figürlerin kıyafetleri, olayın I. Dünya Savaşı sırasında geçmiş olduğunu doğrulamaktadır. Kalabalık figürlü kompozisyonda, biten bir günün ardından yenilgi ile cepheden dönen yaralılar ve askerler resmedilmiştir.

Tahta tekerlekli kağnılar Sami Yetik'in sevdiği bir konudur. Bu resimde karlarla kaplı bir yolda bitkin yaralılar ve askerler ile onları taşıyan kağnıları çeken yorgun hayvanlar resmedilmiştir. Yerlerde eriyen karlar arasından kısmen görünen toprak parçaları ve gökyüzünün parlaklığı yorgun savaşçıları yaşama bağlayan tek unsurdur.

Sami Yetik'in resimlerinde en çok sevdiği konu Kurtuluş Savaşı'dır. Sanatçı bu konuyu genellikle büyük boyutlu tuvallere işlemiştir. Kurtuluş Savaşı ile ilgili kompozisyonlarında efeler, milisler, geri hizmetindeki kadınlar ve kağnılar topyekun bir milli mücadelenin ayrılmaz parçasıdır. Sanatçının Askeri Müze'deki üçüncü resmi "Türk Kurtuluş Savaşı'ndan" isimli eseridir (Envanter 795). Resim yukarı da belirtildiği gibi Berrar Prensesi unvanı ile Türkiye'yi ilk ziyaret eden Hanım Sultan Dürü Şehvar tarafından hediye edilmiştir. Tuval üzerine yapılmış olan 190x291 cm boyutlarındaki resmin sağ alt köşesinde imza ve tarih vardır. Eserin konusu muhtemelen Ege Bölgesinde geçmektedir. Ufukta harabe halinde yanmış, yıkılmış bir köy, ön kısımda oluşturulmuş bir cephede kağnı arabalarını kendilerine siper etmiş askerler ve efelerin köyü ele geçirmek için yaptıkları mücadele vardır. Cephe gerisinde yıkılmış ağaçların arasında vatanlarını kurtarmak için ölmüş ya da yaralanmış figürler yatmaktadır. Sami Yetik'in Askeri Müze'de bulunan Kurtuluş Savaşı ile ilgili resimlerinden biri de "Milli Mücadele" isimli eseridir (Envanter 8479). Resim 130x170 cm boyutlarında olan Sami 1336 imzalıdır. Bu resimde kabalak başlıkları ile askerler ve sivil kadın-erkek milisler ağaçlıklı bir siperde vatan savunması için mücadelelerini sürdürmektedirler. Resmin sol üst köşesine yerleştirilmiş olan Ufukta ise sonsuzluk görülmektedir.

Yunan Topçularına Baskın isimli ve 190x340 cm ebatlarındaki resmin konusu da İstiklal Savaşı ile ilgilidir (Envanter 8469). Sami 338 şeklinde imzalanmış olan resimde yapılan ani baskın sırasında Yunan topçularının düştüğü acz resmedilmiştir. Tekerlekleri kırılmış top arabaları, yer düşmüş askerler ile kompozisyonda yoğun bir hareket söz konusudur. Sanatçının Askeri Müze'deki son resmi Sami 1340 şeklinde imzalanmıştır. 12x295 cm boyutlarında ve tuval üzerine yapılmış olan resimde konu yine İstiklal Savaşıdır. Türk Kurtuluş Savaşından isimli resmin konusu muhtemelen Ege Bölgesinde geçmektedir. 8490 Envanter numaralı eser Askeri Müze'ye İstanbul Resim Heykel Müzesi'nden gelmiştir. Yıkılmış ve yakılmış bir köyden düşmanın kovalanmasını canlandıran resimde yine askerler ve milisler (efeler) bir aradadır. Bir yanda yaralanmış ve düşmüş figürler diğer yanda bütün dikkatlerini yanan köy ve kaçan düşman üzerinde yoğunlaştırmış figürleri ile resimde kalabalık bir kompozisyon izlenmektedir.

Askeri Müze Resim Koleksiyonunun önemli bir grubunu teşkil eden Sami Yetik'in eserleri halen müzenin I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı ile ilgili salonlarında önemine uygun şekilde sergilenmektedir. Ancak sanatçının aynı konularda yapılmış başka eserlerini, son derece bağımsız bir şekilde, çeşitli kurum ve kişilerin ellerinde ya da mezatlarda da görebilmekteyiz.

Dileğimiz bu durumlarda olan resimlerin herkese mal edilmek üzere müzelerde ve özellikle konusuna uygun olduğu için Askeri Müze'de toplanmasıdır.



Kaynakça :
BOYAR S. Pertev, Türk Ressamları, Ankara 1948
CEZAR, Mustafa, Sanatta Batıya Açılış ve Osman Hamdi, İstanbul 1971
ÇORUHLU, Tülin, "The Teaching of Art in the Military Schools and the First Military Artist" Revue.
Internationale of Historie Militarie, Ankara 1988, p.263-273
ÇORUHLU, Tülin, "Askeri Okullarda ilk Resim Dersleri ve ilk Asker Ressamlarımız". Askeri Tarih Bülteni s.28. Ankara 1990, s39-60
ÇORUHLU, Tülin - ÇÖTELİOĞLU Aysel, Askeri Müze Resim Koleksiyonu, İstanbul 1995
İSLİMYELİ, Nüshet, Askeri Ressamlar ve Ekolleri, Ankara 1965
MEHMET, Esad, Murat-ı Mekteb-i Harbiye, İstanbul 1312
YETİK, M.Sami, Ressamlarımız C.1, İstanbul 1940
HARP TARİHİ MECMUASI, Sayı 27, Fasikül 3. İstanbul 1336 S.422'deki ilan.

(c) 2001-2014 Antik A.S.