Antikalar.com - Antik Müzayede, Antika Müzayede, Muzayede, Antika, Antik Muzayede, Anik Muzayede Antik Müzayede, Antika Müzayede, Muzayede, Antika, Antik Muzayede, Anik Muzayede,antika,antikacilar,muzayede

11 Mart 2010

E-Mail

Ana SayfaAntik A.S. Müzayedeleri ve KataloglariEtkinliklerAntik A.S. Seminer ProgramiEkspertiz HizmetlerimizSanat Kültür ve Dekorasyon YayinlariMüzeler, Restoratörler, Galeriler ve AntikacilarLinklerantikalar.com Hakkinda

Ayın Konusu :Osmanlı İmparatorluğu' nun Cam Sanayii Yatırımları İçindeki Prestij Ürünleri: Beykoz Camları

ÇEŞMİBÜLBÜL'LER

Bohemya Camcılığı
Arşiv belgeleri ve kaynaklar, Bohemya camcılığının 13.- 14. yüzyıllarda bölgedeki ormanlarda başlamış bulunduğunu göstermektedir. Gerçekte, Orta Avrupa'daki ilk cam atölyelerinin, daima camı eritmek için gerekli çam odununu kolayca sağladıkları ormanların içinde kurulmuş bulunduğunu belirtmek gerekir. Bohemya'da da camcılar da , atölyelerini daima orman kenarlarında kurmuş ve fırınlarındaki camı eritmek için ormanları adım adım yakıp tüketerek ilerlemişlerdir. O yüzden Bohemya cam sanatının başlangıcı bir anlamda "ormanların sanatı"ydı. Ve bu özelliğiyle de daima " şehir dışı sanatı" olarak gelişmişti.6
Aslında cam sanayiinin ilginç bir özelliği vardır. O da camcılık geleneğinin ancak çok uzun bir süre içinde kendi kimliğini kazanabilmesidir. Nitekim Bohemya camcılığında bu gerçeği açıklayan anlamlı sözler vardır: "Ağzında cam bir kaşıkla doğmuş".

Bir başkası da şöyledir: "Damarlarında cam dolaşıyor". Geçen yüzyıllardaki Bohemya camcılarının olağanüstü eserlerine bakılırsa bu sözlerin anlamı daha iyi anlaşılır. Çünkü o dönemlerde, cam sanayiinin özellikle sanat yönünden gelişmesi için dönemin en ünlü ressamları, gravürcüleri büyük bir etkinlikle çalışıyorlardı.
Aslında Bohemya camcılığı ilk olarak 15. yüzyılda gelişme göstermiş, kimi zaman büyük gelişmeler, kimi zaman da sıkıntılar yaşamıştır. Ama, 18. yüzyıl başlarında Bohemya'lı cam fabrikalarının başarısının arkasında, çok sayıda sanatçı, ressam, gravürcünün, cam ustalarının arasında bulunması yatmaktadı. Bütün bunların etkisiyle, 18.yüzyıl başında bölgenin camcılıgı öylesine gelişmişti ki, Hindistan'dan Güney Amerika'ya kadar hemen her yere Bohemya camları ihraç edilmekteydi.7
Ancak 19. yüzyılda bütün Avrupa sanayiini sarsmış olan sanayi devrimi, Bohemya camcılığı üzerinde de yıkıcı etkiler yapmıştı. Önceleri dağlarda, ormanları yakarak cam eriten atölyeler, sanayi devrimi'nin etkisiyle kömür kullanmaya başlayınca bu kez şehirlere yöneldiler. Cam fırınlarının teknik özellikleri yenilendi ve değişti. Ancak, bununla birlikte camcılıkta kullanılan aletler ve biçimlendirme yöntemi hemen hemen hiç değişmediği için, el ustalığına dayalı olan üretim önemini hala koruyordu.
Bütün bunlarin yanında Bohemya camcılarının uluslararası pazarlarların istediği camlara uygun üretim yapıp o ülkelere ihracat yapan sistemi geliştirmeleri etkili olmaktaydı. Sonuç olarak, Bohemya camları, Almanya, Polonya, Rusya, Macaristan, Fransa, İspanya, İtalya, Danimarka, İsveç ve Osmanlı İmparatorluğu'na da ihraç edilmekteydi.

Belgelere göre daha 18. yüzyılda Avrupa'nın 12 büyük şehriyle, limanında 38 adet "Bohemya evi" açılmıştır. Baltimore, Beyrut. Kahire, Mexico City, New York ve hatta İzmir'de satış merkezleri bulunmaktaydı. Kısacası, Bohemya'lı camcılar dünyayı değişik bir ürün kimliğiyle, "camla" fethetmişlerdi.
Bohemya camcılığının Osmanlı İmparatorluğunda çok yaygınlaşmış ürünlerinden birisi, "kesme kristal"leridir. Cam kesimi, 1700'lü yıllardan başlayarak, değişik bölgelerde 100'den fazla kesim ve gravür ustası eliyle en üst düzeylere ulaşmış bir teknikti.
Bohemya camları, olağanüstü tekniği nedeniyle, pazar olarak daima en üst düzeydeki kesime yönelmişti.

Örneğin, Bohemya'da Karlsbad şehrinin ortasında bulunan "Moser" cam fabrikası, 1857 yılında ünlü bir gravürcü olan Ludwig Moser tarafindan kurulmuştu. Aslında bu fabrika, dünyaca ünlü bir kaplıca merkezi olan Karlsbad'a gelen varlıklı ve ünlü ziyaretçi için çok özel ve sınırlı sayıda kristal cam üretimi yapmaktaydı. Başlangıçta hediyelik eşya için üretim yapan fabrika, daha sonra özellikle saraylar için çok lüks içki takımları, vazo, kase ve benzeri eşya üretmiştir.
1850'li yıllarda inşaatı tamamlanmış olan Dolmabahçe Sarayı'nda da çok miktarda Bohemya camı bulunmaktadır. Hatta , Dolmabahçe Sarayı koleksiyonları arasında "Moser" camlarının bulunması, bu açıdan ilgi çekicidir.
Ancak, 19. yüzyılda Avrupa'daki savaşlarla bağlantılı olarak ortaya çıkan dış ticaret krizleri yanısıra, özellikle 1830'larda büyük gelişmeler kaydeden İngiliz camcılığının pazara hızla girmesi, Bohemya camcılığının bir anlamda geri gelmesine yol açmıştır. Bunun sonucunda fabrikaların bir kısmı kapanmış, bir kısmı ise üretimi azaltmak zorunda kalmıştı. Kısacası, Avrupa camcılık merkezlerinin, bu arada özellikle de Bohemya camcılarının ürünleri Osmanlı İmparatorluğunun üst düzey yaşamı içinde oldukça tanınmaktaydi.
Bohemya cam teknikleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun camcılık girişimlerinde oldukça önemli izler bırakmaktaydı. Bu izler, özellikle 19. yüzyıl Beykoz camcılığı dönemi ürünlerinde açık olarak görülebilmektedir. Aslına bakılırsa, Bohemya camcılarının etkin olarak kullandıkları kesme teknikleri, o günlerde yeni yeni gelişen özel "aşındırma ve kesme taşlarının" bir sonucuydu. Bu taşları kullanan her atölyede de hemen hemen aynı sonuçlar elde edilmekteydi. O bakımdan bu gibi kesim teknikleri, o tarihlerde her yerde aynı biçimde kul lanılmaktaydı ve bir bakıma, günün "modern" teknolojisini tanımlamaktaydı.
Beykoz bölgesindeki atölyelerde, çeşmibülbül yapımında genel olarak, "kesme" tekniği pek yaygın olarak kullanılmamıştır. Ancak, bu camların çeşitli yerlerinde, kesme işlemi uygulanmıştır. Özellikle de, Beykoz döneminin eski çeşmibülbüllerinde, çoğunlukla dip ve ağız kesimlerinin düzeltilmesinde ve degişik kısımlarının parlatılmasında bu aşındırma teknikleri kullanılmıştır.

İstanbul Camcılığının 19. Yüzyıldaki Sanayi Rekabeti İçindeki Yeni Ürünü:
Çeşmibülbül

Türk camcılık tarihinin en önemli izlerini taşıyan çeşmibülbüller, acaba niçin böylesine bir ün kazanmıştır? Aslına bakılırsa, çeşmibülbüllerin, önce "isimlendirilmesinden" başlayan, daha sonra da "biçimlendirilmesinde" devam eden bir çok bilinmeyeni bulunmaktadır.
Ancak bu "bilinmeyenlerin" yanı sıra, kesinlikle "bilinen" şey odur ki, gerçekte "çeşmibülbül", geçmişte de bugün de cam sanayiinin ve sanatının yapımı, en zorluklarla dolu olan bir ürünüdür. çünkü "çeşmibülbül" yapımı, çok karmaşık işlemler gerektiren özel bir cam teknolojisi ile içiçedir. Diğer yandan ise, "çeşmibülbül" yapımı, ilk hazırlıklarından son biçimini alıncaya kadar geçen bütün süre içinde, biçimlendirilmesi tam bir sanatçı duyarlılığı ve ustalık yeteneğini gerektirir.8



İşte belki de bu yüzden Bogaziçi'ndeki son ikiyüz yıllık cam sanatı içinde, bir tek bu grup ürün için, camların fonksiyonlarının dışında "özel bir isimlendirme" yapılmıştır.
Geniş bir ürün grubuna, vazo, tabak, sürahi gibi isimlendirmeler yerine, hepsine böyle tek bir isim verilmiştir.Ve çeşitli cam formlar elde edilebilen bu tekniğe dayanan gruba belki de "çeşmibülbül" gibi kavramsal ve şiirsel bir isim bu nedenlerle uygun bulunmuştur.

Çeşmibülbül Yapımındaki Olağanüstü Zorlukları Aşabilmek İçin Büyük Bir Cam Ustalığı Gerekir
"Çeşmibülbül"ün Osmanlı İmparatorluğu döneminde ve günümüzdeki önemi onun biçimlendirilmesinde kullanılan özel camcılık teknolojisi kadar, özel yaratıcılık gerektiren uzun ve karmaşık yapımından da kaynaklanmaktadır.

Aslına bakılırsa, "çeşmibülbül"leri tanımlayan, camın içindeki "beyaz veya renkli çizgileri oluşturan cam çubuklar"dır. Çok özel bir teknikle "camın yapısı içine" yerleştirilen bu çubuklar, cama verilen biçime bağlı olarak gerçekten de çarpıcı görsel etkiler vermektedirler. Bu iş için, gerek renkli çubukların önceden teknik bir doğrulukla üretilmesi, hazırlanması, kalıp içinde düzenlenmesi, gerekse sıcak ve akıcı biçimdeki camın içinde sanatkarca yorumlarla biçimlendirilmesi, ancak gerçek bir camcılık hüneriyle mümkün olabilmektedir.
Özellikle de biçimlendirme sırasında camın formunun ustalıkla "burkulması" ile ortaya çıkan görsel sonuçlar, gerçekten "çeşmibülbül"lerin olağanüstü yanı olmuştur.
"Çeşmibülbül"lerin değişmez bir kimliği olarak tanınmış olan bu burkulma, aslına bakılırsa cam biçimlendirmenin en temel ilkelerinden birisidir. Nitekim cam tarihinin ilk günlerinde bile, eriyip bal akıcılığına gelen cam, potadan bir çubukla alındığında, akıp gitmemesi için bu çubuğu sürekli olarak döndürmek gerekmişti. Bu durum her türlü cam yapımında en vazgeçilmez özelliktir. Cam tarihindeki hemen hemen bütün ürünler, bu ilk sıcak camın işlenmesi çalışmaları hep onu "döndürerek" yapılmıştır ve bu gün de öyle yapılmaktadır.9
İşte camcılıktaki bu teknik zorunluğun bir sanata dönülmesi, genellikle ilk önce küçük boncuklarda, daha sonra büyük camlarda ve en sonunda ise en olağanüstü boyutlarda, "çeşmibülbül"lerde gerçekleştirilmiştir. O yuzden bir "çeşmibülbül" ancak bir cam ustasının kişisel yaratıcılığı, duyarlığı, deneyleri, el hüneri, çok eski ve geleneksel bir camcılık ustalığının sürdürülmesi ile yaratılabilmektedir. Ve bu özel ustalık, ilk "çeşmibülbül" örneklerinden bu yana yapılmış olan bütün örneklerin üzerinde "gizli bir imza" gibi yapımcısının yaratıcılığını göstermektedir.

Çeşmibülbül Yapımındaki Çok Zor Adımlar
Çeşmibülbül yapımı, gerçekte birbiri peşine sıralanmış olan ve herbiri teknik zorluklarla dolu olan bir dizi işlemlerle gerçekleştirilmektedir. Bu işlemleri görebilmek için, bir çeşmibülbül yapımındaki en önemli 8 adımı izlemek gerekir.
Şimdi bu adımları izleyelim:10

1. Adım: Çeşmibülbül yapımının ilk adımı, normal olarak herhangi bir cam yapımı biçimindedir. Yani, potada ergimiş cam, işlenmeye hazır olarak beklemektedir. Camcılıkta kullanılan, özel madeni "ufleme borusu"nun uç kısmı bu ergimiş cama daldırılıp döndürülür. Böylece çubuğun ucuna yapışarak sarılan sıcak ve akıcı durumdaki cam, aynı zamanda borunun ucundan yavaşça üflenerek ve döndürülerek şişirilir, küçük bir cam balon elde edilir. Bu adımda, saydam camdan yapılan cam henüz sıcak ve akıcı durumdadır ve kesin biçimini almamıştır.
2. Adım: Sıcak cam küre, özel bir ahşap kalıp içinde yatay yönde döndürülerek, yavaş yavaş silindir biçimine dönüştürülür. Bu biçimin kendi içindeki dengesi, ve cam kalınlıklarının eşit olarak dağılımı, ileride yapılacak işlemler açısından son derece önemlidir. Bu işlemlerle silindir biçimini alan cam, hala ergimiş durumda ve akıcıdır.

3. Adım: Bu adım iki işlemlidir. Birincisi, daha önceden hazırlanmıi ince cam çubukların, özel bir madeni kalıp içindeki yuvalara yerleştirilmesidir. Bu ince cam çubuklar, yapılacak çeşmibülbülün biçimine göre saydam, opal, ya da istenilen renklerde olarak, kalıp içine dizilmektedir. Ayrıca, her çeşmibülbülün büyüklüğüne veya biçimine baglı olarak, değişik sayıda cam çubuk kullanılabilmektedir. Bu amaçla da, birçok değişik kalıplar geliştirilmiştir. Bu kalıpların içine renkli veya opal cam çubukların istenilen sıra içinde dizilmesi ile, ilk işlem tamamlanmış olur.
İkinci işlem ise, hazırlığı tamamlanan bu kalıbın içine, sıcak cam silindirin yerleştirilip, üflenerek genişletilmesi ve soğuk cam çubuklara yapışmasıdır. Böylece, sıcak camın dış yüzüne yapışan camlar, yavaş yavaş ısınmış olur.
4. Adım: Bu sıcak cam gövde, kalıptan çıkarılıp boşlukta döndürülerek, hem camın biraz soğuması, hem de çubukların ısınması ve genel kütlenin dengelenmesi sağlanır.
5. Adım: Bu işlemde, cam silindirin dış yüzüne yapışan renkli cam çubukların üzerine yeniden bir sıcak cam tabakası sarılır. Böylece, cam çubuklar, artık iki saydam camın arasında kalmış olur. Dış yüze sarılan yeni cam yüksek ısısıyla ergiyen bu çubuklar, aynı zamanda cam yapısı içinde incelmeye başlarlar.
6. Adım: Hazırlanan cam gövdenin, bu ana kadar herhangi bir özel biçimi yoktur. Henüz yalın bir küre ya da silindir biçimindedir. Ayrıca, daha ilerideki işlemler için, camın içindeki çubukların alt uçlarının çok hassas biçimde bir araya getirilip, bir anlamda demetlenmesi gerekmektedir. Bunu sağlamak için, sıcak cam kütlenin uç kısmı özel bir maşa ile yavaş yavaş sıkılıp, döndürülerek, çekilerek uzatılır, ve cam çubukların birbiriyle birleşmesi sağlanır. Ancak böylece, gövde yapımında kullanılan camın hacmi de bir miktar azalmış olur.
İşlemde, cam çubukların birbirleriyle tam ve simetrik olarak birleşmesidir. Bu aşamada yapılacak bir simetri hatası, daha sonraki işlemlerde artık düzeltilmesi imkansız sorunlar yaratabilir.
7. Adim: Artık, hazırlanan cam gövde, herhangi bir kalıp içinde biçimlendirilmeye hazır duruma gelmiştir. Bununla birlikte, önceki işlemler sırasında, belirli bir süre geçmiş ve camın kütlesi bir miktar soğumuştur. Bu nedenle cam, özel tekniklerle, gerektiği kadar yeniden ısıtılır ve kesin biçimini alacağı kalıp içine yerleştirilir, üflenir ve son biçim verilir. Bu sırada, kalıp içindeki cam bir yandan da belirli bir yönde döndürülerek, çeşmibülbül en önemli özelliği olan, çubukların düzgün bir biçimde "burkulma"sı sağlanır. İşte bu işlemdeki her şey, cam ustalığı ile ilgilidir.
Diğer yandan, bu adımdaki bütün işlemler sırasında, cam gövde, henüz üfleme çubuğunun ucunda bulunmaktadır. Gövdenin kesin biçimini almasıyla birlikte. artık üfleme çubuğundan kesilerek ayrılması gereklidir. Eğer çeşmibülbülün ağzı daha sonra, özel "soğuk" tekniklerle kesilecek ise, bu işlem özel yollarla çatlatıp "kırılarak" yapılır. Ama eğer gövdenin ağız kısımı yeniden sıcak iişlemlerle biçimlendirilecek ise, bir başka adımın daha atılması gerekmektedir.
8. Adım:Bir çeşmbülbülün son adımı, ağız kısmının biçimlendirilmesidir. Bunun için, önce. üfleme çubuğunun ucundaki cam koparılır. Ancak sonraki işlemler için, sıcak camın herhangi bir biçimde "tutulması" da gereklidir.
Bu durumda, çeşitli araçlarla, özel kepçelerle, ya da ucunda sıcak cam bulunan bir çubuğun, gövdenin alt kısmına yapıştırılmasıyla bu sıcak camı tutma işlemi gerçekleştirilir.
Böylece, artık camın "ağız" kısmı üzerinde rahatlıkla çalışılabilir. Bütün bu işlemler sırasında cam, işlenme sıcaklığının altına düşmüştür. Ağzı biçimlendirmek için ise yeniden ısıtmak gerekir. Isıtılıp yumuşayan cama, gereken aletlerle, gereken son biçim verilir. Ve üretimi tamamlanan cam, soğutma işlemlerinden geçirilerek tamamlanmış olur.
Yukarıda çok kalın çizgilerle anlatıldığı kadarıyla, bir çeşmibülbül yapımının her adımında aşılması gereken çok sayıda teknik zorlukların bulunduğu görülmektedir. Üstelik bu işlemlerin inanılmayacak kadar kısa sürelerde, neredeyse göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleştirildiğini de hatırlatmak gerekir.
Hiç kuşkusuz çeşmibülbül biçimleri çok çeşitlidir. Kulp, gaga, ayak gibi birçok parçalar eklenerek değişik biçimler elde edilebilir. Ama camcılık tekniği açısından işin en önemli yanı, gövdenin hazırlanmasıdır.
Çeşmibülbül yapımındaki bir başka ilginç nokta da, bütün bu üretim adımları sırasında, biçimlendirilen camın hemen hemen akkor durumda olmasıdır. Böyle oldugu için, ne çubuklar, ne de bunların nasıl burkuldukları görülememektedir. Ancak üretim işleminin tamamlanıp, camın soğumaya başlamsı ile birlikte, bu çubukların renkleri ortaya çıkmaya başlar. Cam ustası da yaptığını ancak o anda görebilmektedir. Böylelikle bütün bu işlemler bir anlamda, cam ustasının deneyimleri ve duyuları ile yürütülebilmektedir. Eğer bu işlemlerin herhangi birinde bir teknik hata varsa, o kadar emekle üretilen camı kırmaktan başka herhangi bir çözüm yolu da yoktur.

19. Yüzyıldan Günümüze Kadar Gelen Bir Projenin Ünlü Ürünü: "Çeşmibülbül"
Bütün bu değerlendirmelerden açıkça anlaşılıyor ki, bugün müzelerin baş köşesine oturan ünlü "çeşmibülbül"ler 19. yüzyılda Osmanli İmparatorluğu'nun uluslararası cam sanayii yarışından günümüze kadar yaşayarak ve gelişerek ulaşabilmiş olan önemli bir projenin ürünleridir.
Nitekim kaynaklara göre, "Beykoz Fabrika-i Hümayunu"nun, 1851 Londra Uluslararası Sergisini'ne ürünleriyle katıldığı ve sergi komitesinden madalya almış bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca, 1855 yılında Paris'te açılan uluslararası sergide de "İncirköy Fabrika-i Hümayunu"nun cam ve porselen eserleriyle yer almış bulunduğu da aynı kaynaklardan izlenmektedir.
Ancak cam sanayii hemen her zaman, aşılması kolay olmayan çok yönlü teknik zorluklarla karşı karşıya bulunmuştur. Belki de camcılığın en zor tarafı, yüksek derecelerde, potalarda ergitilmiş olan ham malzemenin "bir an içinde biçimlendirilerek son biçimini aldığı" tek sanayi kolu olmasındadır. Yani, ergimiş ve akıcı durumdaki camı akıtmadan alıp işlemek, soğutup katdılaşıncaya kadar geçen çok kısa süre içinde biçimlendirmek gerekir.Büyük bir olasılıklia, bu zorluklar nedeni ile Beykoz' daki cam üretiminin hep sıkıntılar içinde olduğu, ve bu nedenle defalarca kapanıp açılmış bulunduğu anlaılıyor. Ama cam sanayiinin ve sanatının vazgeçilmezliği nedeniyle, bu zor iş genellikle hep devlet desteğiyle yaşatılmıştır. Ayrıca hemen eklemek gerekir ki en küçük ve basit bir cam çok pahalı bir biçimde ayakta kalabilmektedir. Ve 19. yüzyılın koşulları için de böyle pahalı bir ürünü üreten fabrikanın ürünlerinin nasıl pazarlanacağı da herhalde büyük bir sorun olarak ortada duruyordu.

6KÜÇÜKERMAN, Önder, Bohemya Cam Sanatı Geleneğinin Çok Özel Bir Cam Fabrikası, s.22, Antik&Dekor, sayı 26, 1994, İstanbul
7KÜÇÜKERMAN, Önder, Bohemya Camcıları, s.76, Art Dekor, Hürriyet Yayını, sayı 12, 1994, İstanbul
8KÜÇÜKERMAN, Önder, Çeşmibülbül Cam Ustalığının Renkli Şiiri, s.20, ANTİK&DEKOR, sayı 12, 1993, İstanbul
9KÜÇÜKERMAN, Önder, CAM VE ÇAĞDAŞ TASARIM İÇİNDEKİ YERİ/GLASS AND ITS PLACE IN CONTEMPORARY DESIGN, s. 87, Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş. yayını, 1978, İstanbul
10KÜÇÜKERMAN, Önder, Bohemya Camcıları, s.76, Art Dekor, Hürriyet Yayını, sayı 12, 1994, İstanbul

Önceki Sayfa

(c) 2001-2010 Antik A.S.