Contact Us

Use the form on the right to contact us.

You can edit the text in this area, and change where the contact form on the right submits to, by entering edit mode using the modes on the bottom right. 

           

123 Street Avenue, City Town, 99999

(123) 555-6789

email@address.com

 

You can set your address, phone number, email and site description in the settings tab.
Link to read me page with more information.

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi Açıldı

İstanbul`da Yerelden Evrensele, Geçmişten Geleceğe Bir Kültür Köprüsü

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, birbirinden değerli iki büyük koleksiyon sergisiyle açılıyor. Amerika ve Avrupa'daki önemli müzelerde sergilenerek büyük ilgi uyandıran "Altın Harfler", Türkiye'de ilk kez Sabancı Müzesi'nde sergilenirken, "Sabancı Resim Koleksiyonu"ndan seçme eserlerin yer alacağı bir derleme de sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Sabancı Üniversitesi Müzesi Emirgan'daki tarihi Atlı Köşk'te açıldı. Uzun yıllar Sabancı Ailesi'nin konutu olarak kullanılan ve bir süre önce Hacı Ömer Sabancı Holding tarafından Sabancı Üniversitesi'ne tahsis edilen Atlı Köşk, kamuya açık ve eğitim programlarına ağırlık veren bir müze olarak etkinliklerini Sabancı Üniversitesi bünyesinde sürdürecek.
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nde, Türkiye ve yurtdışından konularında uzman sanat tarihçileri, akademisyenler, müze müdürleri, yazın ve düşün adamlarından oluşan bir Danışma Kurulu görev yapıyor. Müzenin işlevselliğiyle bağlantılı uzmanlık alanlarından seçilen ve dört yılda bir değişecek Danışma Kurulu'nda Esin Atıl (Sanat Tarihçisi), Dr. Nazan Ölçer (Türk İslam Eserleri Müzesi Müdürü), Erdağ Aksel (Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi), Glenn Lowry (New York MOMA- Modern Sanatlar Müzesi Müdürü), James Bradburne (Frankfurt MAK- Museum für Angewandte Kunst Müdürü), Gülsün Karamustafa (Sanatçı), Ferit Edgü (Yazar), Oya Eczacıbaşı, Talat Halman (Kültür Eski Bakanı), Oleg Grabar (Princeton Üniversitesi İleri Araştırmalar Enstitüsü), Betül Mardin, Makroukh Tarapor (Metropolitan Sanat Müzesi, Sergiler II. Direktörü) ve Dr. Filiz Çağman (Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü) yer alıyor.

Hat ve Resim Koleksiyonu

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nin açılışıyla birlikte kamuoyuna iki önemli koleksiyon sergisi sunulacak. 15.- 20. yüzyıllar arasındaki döneme ait nadir eserler ile hat sanatında kullanılan araç ve gereçlerden oluşan hat sanatı ve 19. ve 20. yüzyıl tablolarından oluşan resim koleksiyonları ilk kez Sabancı Müzesi'nin açılışıyla sanatseverlere sunulacak.

Ayrıca, hat sanatı koleksiyonu bünyesinde, 1998-2000 yılları arasında dünyanın pek çok önemli müzesinde açılmış, "Altın Harfler: Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nden Osmanlı Hat, Resim Sanatı Örnekleri" sergisi, Türkiye'de ilk kez izleyici karşısına çıkacak. Amerika ve Avrupa'da büyük ilgi uyandıran bu koleksiyon, 1998-2000 yılları arasında New York Metropolitan Müzesi, Los Angeles County Sanat Müzesi, Harvard Üniversitesi Arthur M. Sackler Müzesi ve Paris'te Louvre Müzesi'nde sergilendi. Koleksiyondan seçme eserler, 2001 yılında "Sultanın Mührü" başlığı altında Berlin'de Guggenheim Müzesi'nde ve Frankfurt Museums für Angewandte Kunst Müzesi'nde yer aldı.
Açılış sergisi programı içinde, Sabancı Resim Koleksiyonu'ndan seçme eserler de ilk kez kronolojik bir derleme ile ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.
Bu müzenin açılışı dolayısıyla, sayın Sakıp Sabancı'ya sorulan soruları ve onun verdiği ilgi çekici yanıtları okuyuculara sunuyoruz.

Ivan Konstantinovic Ayvazovski "Manzara"

Ivan Konstantinovic Ayvazovski "Manzara"

Ülkemiz sizinle birlikte yeni bir müzeye kavuştu. Herhalde siz de en az bizim kadar heyecanlısınız. Bu heyecanınızı bize açıklar mısınız?

50 yılı aşkın iş yaşantımda, Sabancı Topluluğu'nda pek çok ilke imza attık, ülkemize fayda sağlayacak pek çok projeyi gerçekleştirdik. Konusunda lider yabancı şirketlerle ortaklıklar kurduk; Türk know-how'ını dünyaya sattık. Tüm bu gelişmeler süresince, gördüm ki, bir kuruluşun başarısı ve kalıcılığı yalnızca ekonomik değerlerle ölçülemez. Gördüm ki, sanat, kültür ve eğitim alanlarında topluma sağlanan katkı en az ekonomik katkı kadar önemlidir.
Bu düşünceden hareketle, Türkiye gibi Avrupa ve Asya arasında köprü vazifesi gören bir ülkenin önemini anlatmak için en iyi yolun, zengin sanat ve kültür birikimimizi paylaşmak olduğuna karar verdim. Bu düşünceyle ortaya çıkmış Sakıp Sabancı Koleksiyonu, ilk olarak 1989 yılında Rus Kültür Bakanlığı'nın daveti üzerine Rusya'da, daha sonra 1998-2001 yılları arasında Metropolitan, Louvre ve Berlin Guggenheim gibi Avrupa ve Amerika'nın en önemli müzelerinde sergilenerek, zengin Türk ve Osmanlı kültürünü göz önüne serdi.
"Altın Harfler: Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nden Osmanlı Hat, Resim Koleksiyonu", her yıl yaklaşık 5 milyon kişinin ziyaret ettiği Metropolitan Sanat Müzesi'nde sergilenen ilk Türk koleksiyonu ve ilk özel hat sanatı koleksiyonudur. Arkasından, Los Angeles County Museum'da, Van Gogh'un resimleriyle aynı günlerde sergilendi hat şaheserlerimiz. Oradan, Harvard Üniversitesi'ndeki Arthur M. Sackler Müzesi'ne geçti. Hepsi anlamlı, ama bu çok anlamlı. Çünkü Türk hat sanatı, Harvard'da bir sömestr ders olarak okutuldu. Sergi boyunca, Osmanlı sanat tarihini ele alan sempozyumlar düzenlendi. Harvard Üniversitesiyle Sabancı Üniversitesi arasında bir kültür köprüsü kuruldu.
Türk tabloları ve hat eserleri, Louvre Müzesi'nde ilk kez sergilendi. Rembrandt ve Michelangelo sergileriyle aynı anda. Eğer Fransa Cumhurbaşkanı bana Légion d'Honneur nişanı verdiyse, bunu zenginliğim için değil, iki ülke arasındaki sanat ve kültür ilişkilerine yaptığım katkıdan dolayı vermiştir.
Hat şaheserlerimiz ve tablolarımız, Louvre'dan sonra da Almanya seferine çıktı. Bu sefer "Sultanın Mührü" adıyla önce Berlin'de Deutsche Guggenheim'da, arkasından Frankfurt'ta binlerce Alman sanatsever tarafından görüldü. İşte bütün bunlar, sanatın gücünü anlatıyor. Bugün ise artık kendi müzemiz aracılığıyla bu sanat hazinemizi daha geniş kitleler ile paylaşma şansını elde ediyoruz. Sabancı ailesi olarak bizler ve tüm ekip arkadaşlarım, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nin çağdaş müzeciliğin tüm gerekleri yerine getirilerek ziyaretçilerin beğenisine sunulmasından mutluluk ve heyecan duyuyoruz.

Levha, Ketebe: Şefik Bey

Levha, Ketebe: Şefik Bey

Müzede sergilenecek koleksiyonun içeriği ve toplanış öyküsü hakkında bilgi verir misiniz?

70'li yıllarda, babamdan kalan antika objelerin değerini öğrenmek için evimize davet ettiğimiz, daha sonra sanat danışmanlığımı üstlenen Raffi Portakal'ın yardımlarıyla o dönemde pek yaygın olmamasına rağmen, Türk eserleri toplamaya başladım. Türk ve Osmanlı sanat eserleri henüz yeterince tanıtılmış olmadıkları için, fiyatları bugünkü değerlerinden çok daha düşüktü. Şeker Ahmet Paşa (1841-1907), Osman Hamdi Bey (1842-1910), Süleyman Seyit (1842-1913), Halife Abdülmecid (1868-1944), İbrahim Çallı (1882-1960), Hikmet Onat (1882-1977) ve Hüseyin Avni Lifij (1889-1927) gibi büyük ustaların tabloları, Kur'an'lar, delail-i hayratlar, hatlar bugünkü değerlerinin çok altında fiyatlara satılıyordu çünkü devlet tek alıcı konumundaydı. Bu nedenle eserler daha yüksek fiyatlar ile yurtdışına kaçırılıyordu.

Biz, Türk eserleri biriktirmenin özellikle yurtdışından gelen konukların çok ilgisini çekeceğine ve sanat dünyasında farklı bir yer edineceğimize inanıyorduk. Bu şekilde eserlerin kaybolup gitmesini önleyebileceğimizi ve Türk kültürüne büyük bir faydamızın dokunacağını düşünüyorduk. İşte bu yıllarda, yurtdışına çıkacak olan bir bey bana çok eser sattı. Birçok kişi, yavaş yavaş Türk tablolarını topladığım yönünde bir haberin yayılması üzerine ellerindeki eserleri bana getirmeye başladılar.
Tablolar ve dekoratif eserler satın almaya devam ederken, Prof. Memduh Yaşa'nın büyük teşvikiyle ilk kez, Sultan II. Mahmut'un kendi eliyle yazmış olduğu bir hat satın aldım. Prof. Memduh Yaşa'dan sonra, hattat, eksper ve hoca Sayın Emin Barın da beni hat almaya çok teşvik etti. Bugün varolan hat koleksiyonunun meydana gelmesinde Sayın Emin Barın'ın rolü çok büyüktür.
Tüm koleksiyonerler gibi, benim de elimden kaçırıp da pişman olduğum eser ya da koleksiyon vardır. Bunların arasında belki de en üzüldüğüm, fiyatta anlaşamadığımız için alamadığım Hüseyin Avni Lifij'in komple resim koleksiyonudur.
Buna karşılık Halil Bezmen'in hem tablo hem de hat koleksiyonlarının seçilmiş eserlerinden büyük bir kısmını satın alabildim. Ayrıca, yıllarını hat sanatına adamış olan Şevket Rado'nun çok ünlü hat koleksiyonunun büyük bir kısmını alarak hat koleksiyonumu daha da güçlendirebildim. Son yıllardaysa, renkli kişiliği ve sanatseverliğiyle dikkat çeken rahmetli Ali Koçman'ın yüz adet dolayında tablosunu koleksiyonuma dahil ettim.
Şükürler olsun ki, hat sanatı, resim, heykel ve antikalardan oluşan koleksiyonlarım, yeni katılımlar ile müzede sergilenebilir bir çeşitlilik ve tutarlılığa kavuştu.
Sakıp Sabancı Müzesi, 400'den fazla hat, Kur'an, ferman ve 300'ü aşkın Türk resmiyle kapılarını sanatseverlere açıyor. Bu eserlerin sayılarının yıllar içinde artacağına ve Sakıp Sabancı Müzesi'nin Türk kültür hayatında önemli bir işlev üstleneceğine inanıyor ve bunu gönülden diliyorum.

Halil Paşa "Genç Kadın"

Halil Paşa
"Genç Kadın"

Son günlerde herkesin söz ettiği çok güzel bir sözünüz var: "Sanat koleksiyonu olmayan, herhangi bir zengin adamdır." diyerek servetin değil de antika ve sanat eserlerinden koleksiyon oluşturmanın değerini vurguladınız. Bu keşfinizin öyküsünü bize anlatır mısınız?

İç Anadolu'nun Akçakaya köyünde yoksul bir çiftçi ailesinin oğlu olarak dünyaya gelen babam Hacı Ömer Sabancı, yoksulluktan okula gidemediği halde bizlere sanat ve kültürümüzü korumanın önemini ve geçmişimizden gurur duymayı öğretti.
Pamuk tarlalarında işçi olarak çalışmaya başlayan, ancak daha sonra işlerini büyüterek bir dokuma ve tekstil fabrikası sahibi olan babamın, sanata verdiği önemin ilk örneklerinden biri Kayseri'nin Zincirdere'sinde Ermenilerin sattıkları bir evi sırf tavan süslemelerini beğendiği için satın alması, kendi bahçesinde, bu tavana uygun bir ev yaptırmasıdır.

Adana'daki otelinde boş şişeleri biriktirerek satmayı düşünen bir Anadolu insanının İstanbul'a geldiğinde, "arsası büyük olan evin bereketi de büyük olur" diyerek Atlı Köşk'ün alınmasında ısrar etmesi, kazandığını altına ya da halıya yatıran bir geleneğin insanı olmasına rağmen, antika ve sanat eserleri toplamaya başlaması, Allah vergisi birtakım yeteneklerin ve ileri görüşlülüğün göstergesidir. Ben de, babamın sanat sevgisini yüreğimde besleyerek, kendisinin başlattığı koleksiyonerlik ruhunu devam ettirmeye çalıştım. Özellikle dış temaslarımda bir iş adamının toplum içinde başka rolleri de üstlenmesinin önemli olduğunu anladım. Bridgestone, DuPont gibi ortaklık yaptığımız şirketlerin başkanlarının gerçek birer sanatsever olduklarını, çok değerli sanat eserleri topladıklarını, evlerini müzeye dönüştürdüklerini gördüm.
Bu izlenimlerim neticesinde, 40 yılı aşkın bir süre yaşadığım Atlı Köşk'ü, içindeki koleksiyonlarla birlikte müze olması için Sabancı Üniversitesi'ne bağışladım, yani kar amacı gütmeyen bir kuruma verdim, bir başka deyişle halkımıza geri verdim. Bundan da çok mutluyum.
Atlı Köşk'ün bir müze olması, akılcı bir statüye bağlanması, toplanan sanat eserlerinin topluma mal edilmesi, İngiltere'de, ABD'de yıllardır yapılagelen işlerin benzerini ülkemizde de yürütmek için bir emsal yaratabilir. İşadamının kültür ve sanat alanındaki faaliyetleri için iyi bir örnek teşkil edebilir.
Bugüne kadar onca yer gezdim, gördüm. Batı'da birtakım işadamlarını, sanayicileri kültür ve sanat uğraşlarından ayrı düşünmemek lâzım. İşadamının tarifini iyi yapmak gerekir. Ben işadamıyım, benim işim fabrika kurmaktır, deyip işin içinden çıkamayız.

Hayır, ben işadamıyım, benim işim fabrika kurmaktır, ama okul da yapmaktır, yurt da açmaktır, müze de kurmaktır. Her şeyi devletten bekleyemeyiz.

İşte biz de bu doğrultuda, koleksiyondaki eserlerin yaşatılması, milletlerarası seviyede önemli eserlerin burada sergilenebilmesi, çağdaş sanatçılarımızın teşvik edilmesi gayesiyle bu müzeyi gerçekleştirdik.

Sayın Sakıp Sabancı'ya Türk kültür yaşamındaki bu girişiminden dolayı ülkemiz adına teşekkür ederken, başarılarının devamını ve diğer işadamlarımızın da onu izlemelerini dileriz.