Contact Us

Use the form on the right to contact us.

You can edit the text in this area, and change where the contact form on the right submits to, by entering edit mode using the modes on the bottom right. 

           

123 Street Avenue, City Town, 99999

(123) 555-6789

email@address.com

 

You can set your address, phone number, email and site description in the settings tab.
Link to read me page with more information.

Ömer Uluç

Ömer Uluç imzasıyla tekrarladığınız bir mesaj var. Değişen her şeyi tüketen, her gün yenilenen dünyada siz ısrarla bir mesajı, biçimi, tarzı sabırla istikrarla tekrarlıyorsunuz. Neden? 

Sabır, istikrar, tekrar...bunların hiçbiri ben değilim. Sanatımın geneline baktığınızda özde ve biçimde sürekli değişmeler, buluşlar var. Otuz yıldır tuval dışı sanat yapıyorum; daha öncesinde bir ölçüde 'resim-resim'e karşı yani dışı bir yaklaşımım vardı. Üç boyutlu işler, çok tuvalli ve çıkmak satıh sanatı, süperpozisyonlu, transparan çalışmalar, dokular gibi...Bunları benzer kılan içlerinden çıktıkları karmaşadır, ben onları büyük karmaşanın içinden avlıyorum, onlarda bu karmaşanın izlerini taşıyorlar. Sanatta, tekrarı anlamıyorum. O adam aslında o mu? O adamın hepsi o mu? Görünen mi? Belki değil. Belki adam daha başka bir şey?

Bir insan tanıyorsunuz, sonra onun değiştiğini görüyorsunuz sonra kendinizin değiştiğini görüyorsunuz. Hiç tahmin etmediğiniz tepkiler veriyorsunuz, kendinizi bile bilmiyorsunuz aslında. Bir resme, üsluba takılan sanatçı kendisini kurum haline getiriyor. Kendini onun içine hapsediyor. Bunun için bir yığın sebep buluyor. Buradaki ana sorun varlık, yani varlıksal olarak o adam nedir? O adam o mudur? O adam varlıksal olarak onu mu yapmak için dünyaya geldi ve onunla mı gidecek. Bir biçim devamıdır tekrar, bence insan kendi potansiyelini arayan adamdır. Sanatçı ben nereye kadar gidiyorum ne kadar yol alabilirim diye sorar. Ben tekrar yapmıyorum. Ne yapıyorum? Her şey değiştiği halde gene de bana ait olduğu çabuk belli olabilecek bir takım yapıtlar üretiyorum. Ama benim derdim bana ait olduğu belli olması değil. Uzun bir zaman içinde bakarsak belli bir çerçeve içindeki oluşan bir olayı kimyevi, estetik, genetik bir karmaşayı yavaş yavaş bir üçüncü boyuta taşıyorum. Mesela bakın bir çalışmamda form çerçeveden fırlamış tuvalin dışına eklenmiş. Bir başka çalışmamda form heykelcik olmuş. Bir başka forma yapışıp yeni bir şey oluyor. Bir süreklilik doğuyor. Bir başlangıç başka bir başlangıçta dönüşüyor. 

Zaten incelediğimiz zaman ilk bakışta benzer görünen her çalışmanız birbirinden çok farklı. Bu farklılıklar birbirini tetikliyor ve bir süreklilik doğuyor. Sürekli bir karmaşa ve devingenlik var çalışmalarınızda ama bir yandan da ironik bir hava seziliyor. Bu şekilde dışarıya aktardıklarınızın arkasındaki felsefeyi merak ediyorum. 

Ama, 310 x 140 Karışık Teknik, 2000

Ama, 310 x 140
Karışık Teknik, 2000

Karmaşa kelimesi burada önemli bir kelime. Ben bu karmaşayı düzeltiyorum aslında. Bu karmaşanın kaynağı hayatın içinde. Hayatın iyice karmaşık olduğunu anlıyor insan, sonra coğrafi özellikleriyle yaşadığımız yer var. Büyük bir karmaşanın içinde yaşıyoruz. Belki de ben dışarıdaki realiteyi en yakından anlatan sanatçılardan biriyim. Biraz ironik olarak biraz da dramatik olarak , işte bu karmaşa budur diyorum. Burada bir karmaşa var ve ben o karmaşaya bir form veriyorum. Biliyorsunuz günümüz sanatının çok boyutları var. Bugünün insanı gibi...ben burada kendi bildiğim şekliyle, bildiğim görsel dille dünya hakkındaki fikrimi ve mesajımı veriyorum. Bu mesaj kodlu bir mesaj. Nasıl siz bilgisayara belli bir kodlarla girip çıkıyorsunuz. Bugün sanata da belli kodlarla giriliyor. Bu kodlar da o sanat adına düşünmek ve bakmakla oluşuyor.

Bir kimlik arayışı belki? 

Evet, ben kimim bir de benim mesajım nedir? Benim buluşçuluğum nereye kadar gider. Çünkü sanat yapmak buluş yapmaktır. Bunun bilimle de bir benzerliği var. Yani yaratıcılığın sınırlarını zorlamak. 

Yaratıcılık nedir, nasıl bir eylem? 

Şimdi, her insan yaratıcıdır kendi yetenekleri içinde. Aslında bilinmeyeni açmaktır yaratıcılık. Bir bilinenler var bir de bilinmeyenler var. Ortadaki alanda gezmektir keşifler yapmaktır. 

Ne motive eder insanı yaratırken? 

Birincisi tabi ki heyecan...esneyerek sanat yapılmaz. 

O heyecanın kökünde ne var? 

Hepimizin bir yolu, bir yörüngesi var. Kendi yörüngende buluşlar yapabiliyorsan, o senin doğru yolda olduğunu gösterir. Büyük bir tatmin duygusu yaşarsın. Ama bu duygu uzun sürmez maalesef. Doğar ve ölür. Sen de yeniden kurcalarsın, keşfe çıkarsın. O duyguyu bir daha yaşamak için. 

Çalışmalarınız bugünü, dünyanın içinde bulunduğu karmaşayı mı yansıtıyor yoksa geleceğe yönelik bir bilgi ve vizyon da veriyor musunuz? 

Şüphesiz veriyorum. Çünkü ben hayatı okumanın bugünle sınırlı olduğunun doğruluğuna inanmıyorum.

Büyük Sürüngen Aşığı, 120 x 120 Ahşap üzerine akrilik, 1992

Büyük Sürüngen Aşığı, 120 x 120
Ahşap üzerine akrilik, 1992

Bunun bir geçmiş ve gelecek boyutu da var. Benim yaptığım işlerin gelecek boyutu çok fazla. Aslında biliyorsunuz ki uzay büyüyor, uzaklaşıyor. Ben de geçmişten uzaklaşıyorum. Herkes bir şeyden uzaklaşıyor. Yıldızlar birbirlerinden uzaklaşıyorlar, geçmişten uzaklaşıyoruz ve daha yalnız kalıyoruz ve daha çok kendi buluşumuzun etrafında dönmeye başlıyoruz. Ve ben ileriye doğru gidiyorum. Bu karmaşadan bir takım formlar çıkarıyorum ve onları uzaktaymış gibi gösteriyorum...uzakta zaten. 

Şöyle bir şey diyebilir misiniz ? Bu karmaşayı yapıta dönüştürerek, aslında bu karmaşayı çözmüş mü oluyorsunuz? Karmaşa çözülüyor mu? 

Karmaşayla yaşamasını öğreniyorum, yani karmaşanın bir düzeni olduğunu bir formu olduğunu öğreniyorum. Kendi bir mantığı olduğunu öğreniyorum. Ben onu çözmüş oluyorum. Sonuçta evet, öyle söyleyebilirsiniz. Onu çözmüş oluyorum. Ortaya çıkmasıyla. 

Yani en azından onu gerçek haline getirip, hesaplaşmak gibi bir şey. Evet, bu budur diyorum. Bunu anlıyorum, ve bunu buldum diyorum. Bütün bu karmaşanın içinden bunu çıkardım ve ileriye doğru attım diyorum. Yani ben karmaşanın bir mantığı olduğunu içinden bir formlar çıktığını anladığım zaman ve gösterdiğim gayret sonunda farklı bir şey çıktığında rahatlıyorum.

Peki, farklı bir şey çıktığını nasıl anlıyorsunuz? 

Farklı malzemeler kullanıyorum, farklı şekilde örüyorum. Bir form oluşuyor. Bir başkasını onun yanına koyuyorum. İkisini inceliyorum. Birbirleriyle olan ilişkilerine bakıyorum. Sonra bir an geliyor bunları birbirine bağlıyorum. Ve ne oluyor? Mesela NY'da gördüğüm bir mazosado ilişkiyi simgeliyor benim için. New York'ta bir bölge var gayler mum ışığında baş başa yemek yiyorlar. Ama hepsi kaslı iri yarı adamlar. Biz onların yanında ufak tefek kalıyoruz. Mikrop gibi. Şimdi Arnold Schwarzenegger ve Sylvester Stallone'yi böyle el elle düşünün. O kadar şey görmüş adamım ben bile hayretler içinde kaldım. Bir sabah bir çift gördüm. Bir tanesi diğerinin boynuna kayış takmış onu sokakta sürüklüyor. Bu çalışma ile gördüklerimi anlattım ve o karmaşayı kendime izah etmiş oldum. 

Daha çok insan ilişkileri üzerinde mi duruyorsunuz. İnsan ilişkilerinde bir belirsizlik olduğunu mu düşünüyorsunuz? 

Genç Adam, 65 x 40 x 30 Karışık teknik, 1999

Genç Adam, 65 x 40 x 30
Karışık teknik, 1999

İnsanların bu belirsizliği doğurduğuna inanıyorum. Oysa içimizde başka bir şeyler var.

Çalışmalarınızda köpekler, baykuşlar, maymunlar... doğa da var. 

Evet, neredeyse bütün hayvanları yaptım. Bütün varlıkların birbirleriyle ilişkisi var. İnsanların ilerde fiziki olarak da değişmeleri söz konusu olabilir. Bugün klonlama var. Genetik mühendisliği ilerliyor 100 yıl sonra ne olacak bilinmiyor. Belki bazı uygulamalarla kanatlarımız çıkacak. 

Doğanın içinde karmaşa olduğunu mu düşünüyorsunuz? 

Evet, öyle düşünüyorum insanın içinde de o karmaşa var. Bu yüzden anlayabiliyoruz doğayı. Dindarsanız bir denge olduğuna inanırsınız. Ekolojik bir denge var. Doğanın bir dengesi var.

Doğadaki karmaşanın bir parçası da insan, dolayısıyla insanın ürettiklerinde de karmaşa var. 
Evet, ama insan bütün bu karmaşanın içinde belli bir noktadan kalkıp bir noktaya varabiliyor ve böylece o karmaşayı çözüyor. Ben de karmaşayı kendi ironim ve metaforlarımla çözmeye çalışıyorum. 

Dünyadan ve insanlardan farklı yaşam alanları ve biçimleri olduğuna inanıyor musunuz? 

Eldeki verilere bakarsanız dünyanın başka bir yerde tekrarlanmamasına imkan yok. 

Uzaylı varlıkların bizimle ilişki içinde olabileceğini düşünüyor musunuz? Ben bunu daha ileri götürüp bizim de uzaylı olduğumuzu düşündüğümü söyleyebilirim. 

Uzaylı nasıl bir şey sizce? 

Bizim içimizden ne çıkacaksa odur. Yani 200 yıl sonra insan denen tip ne olacak bilmiyoruz. Yüzyıllardır insan tipi aynı. Bazı hastalıklara çare bulundu, beslenme farklılaştı o kadar. Oysa son birkaç yıldır bilim hızla ilerliyor. Genetik şifre çözülüyor, uzaylı bilgisine ulaşıyoruz. Ama daha işin çok başındayız.

Doğa bize karmaşık geliyor çünkü insan anlam arayışı içerisinde, çünkü kendini var edebilmek için kendine bir anlam yüklemek istiyor. 

Bütün bunlar olabilir tabi. Türkiye'de deprem bekleniyor. Doğanın ne kadar belirsiz olduğunu hissediyorsunuz. Bir taraftan da kutuplarda buzlar eriyor. Doğa ile ilgili belirsizlik var. İnsan olarak bunları anlamaya, açıklamaya çalışıyoruz. Bilinmeyenin aydınlatılması. Fala bakmakla, teleskoptan uzaya bakmak aynı şey aslında. Bilinmeyeni aydınlatma dürtüsü var bunların arkasında. Bunu çeşitli yöntem ve yollarla yapıyoruz. Sanatçı da bir zeka ve duygu sistemi olarak bunlara kendi titreşimlerini yüklüyor. İçinde bulunduğumuz anı çözmek ve geleceğe şekil vermek istiyoruz. Bugünü bilerek geçmişe bakmak geçmişi daha iyi anlatıyor bize. Bilgi aslında özgürlük bir yerde. 

Sanat özgürlük mü sizce? 

Özgürlük isteği hep var. Ölüme karşı, baskılara karşı. Sanatta özgürlük olmazsa sanat olmaz, sanat bir din değil. Sanat yasaksızlık ve baskısızlık. Özgürlük için insanlar sanata sığınıyorlar, ve orada bir şeyler yapıyorlar. Demek ki dar bir alanda da önemi var. Ama genel anlamda özgürlük olmazsa sanat olmaz. 

Özgürce yaratıyor musunuz siz? 

Elimden geleni yapıyorum. Tekrarlamamaya çalışarak özgür olmaya çalışıyorum takıldığım zaman aşıp devam ediyorum.