Contact Us

Use the form on the right to contact us.

You can edit the text in this area, and change where the contact form on the right submits to, by entering edit mode using the modes on the bottom right. 

           

123 Street Avenue, City Town, 99999

(123) 555-6789

email@address.com

 

You can set your address, phone number, email and site description in the settings tab.
Link to read me page with more information.

Gelenekle Yaratıcılığın Bütünleştiği Keşfedilmeyi Bekleyen Bir Alan: Hat Sanatına Doğru Bakmak

FERİT EDGÜ

Hasırızade Şeyh Mehmed Elif Efendi, Ta'lîk yazı ile "Ya Ali" H. 1298 (M.1880)

Hasırızade Şeyh Mehmed Elif Efendi, Ta'lîk yazı ile "Ya Ali" H. 1298 (M.1880)

On yıl kadar önce, bir Türk Sanatı Ansiklopedisi yayımlama girişiminde bulunduğumda, Türk Hat Sanatı fasikülünü yazması için başvurduğum bir uzman, bana "Siz hat sanatına Cumhuriyet çocuğu olarak ve Batılı gözle bakıyorsunuz" demişti. Aramızdaki görüş ayrımını dile getirmek için söylenmişti bu, biliyordum. Ama doğru bir saptamaydı. Dolayısıyla alınmadım. 

Söz konusu uzmanın kendisi (ki hat sanatını tarihiyle, tekniğiyle çok iyi bilen bir kişiydi) hat sanatına yalnız nostaljiyle bakmıyor, aynı zamanda ona ideolojik bir işlev yüklüyordu. Çünkü hat sanatı onun için, bir İslam-Osmanlı sanatıydı. Ve onun inancına göre, hat sanatının bu doğrultuda bir mesajı vardır.

Kuşkusuz tümüyle yanılmıyordu, ama işin özünde yanılıyordu. Çünkü tüm sanatlar gibi, hat sanatı da, o sanatı yaratanların inançları ve amaçları ne olursa olsun, eğer günümüze bir sanat yapıtı olarak kalmışsa, bu inançları ve amaçları aşmış olmalarıyla mümkündü.

Bakkal Arif, Cel'î Sülüs/Aynalı Yazı (M.1903) 

Bakkal Arif,
Cel'î Sülüs/Aynalı Yazı (M.1903

Benim hat sanatına bakışımla ilgili ("Batılı" sözcüğünü "evrensel" sözcüğüyle değiştirmek koşuluyla) saptaması doğruydu. Onun bir eleştirisi olarak dile getirdiği bu görüş, hat sanatına en doğru bakış açısını dile getiriyordu. Hiç kuşku yok, Türk hat sanatı, bir İslam/Osmanlı sanatıdır. Ama sanat aşamasına vardığında, temelinde yatan ideolojiyi, inancı aşar. Bizler, bugün ne Mısır sanatına ne Yunan sanatına ne Rönesans'a ne de İslam sanatına, dile getirdikleri inançlar açısından bakamayız. Eğer böylesi bir durum söz konusu olsaydı, sanatların evrenselliğinden söz edilemezdi, dolayısıyla da, ne Hristiyan olmayan bizler Batı resmine, ne de Müslüman olmayan Batılılar, İslam minyatürlerine ve hat sanatına doğru bakabilirdik. 

Bach'ın müziğini anlamam için nasıl kilise kültürüne sahip olmam gerekmiyorsa, hat sanatını bir sanat olarak anlamam için de ne gerçek bir mümin, ne de o sanatın ortaya çıktığı tarihsel/toplumsal dönemlere bir nostalji duymam gerekiyor. Bir sanatın hangi toplumsal-kültürel koşullar içinde oluştuğunu bilmek başkadır, o toplumsal-kültürel koşulları özlemek, onların düşünü görmek bambaşkadır. Birincisi sanat tarihinin alanına girer, ikincisi ideolojinin. Bir sanat yapıtı ise, ne kadar ideoloji yüküyle yüklü olsa, sanat yapıtı olduğu ölçüde onu aşar ve evrenselliğe de böyle ulaşır. 

Hat sanatı kuşkusuz bir İslam sanatıdır. Batı resminin de temelinde bir Hristiyan sanatı olduğu gibi. Hat sanatının İslamlığı, Arap yazısından kaynaklanması ve İslam dininden sonra gelişmesine bağlıdır. İslam'ın resim (suret) yasağı dolayısıyla tüm süsleme sanatları, bu ülkelerde büyük bir gelişme göstermiş ve süsleme sanatları arasında yer almayacak tek sanat hat, İslam toplumlarında resmin yerini almıştır. Bununla birçokları gibi, hat sanatını resim sanatı içinde görenlere katıldığımı söylüyor değilim. Hattın resim sanatı gibi görülmesi, çifte bir yanılgıdır; hem resim sanatını bilmemek, hem hat sanatının niteliğini, ayrımını bilmemekten kaynaklanır.

Bakkal Arif Sülüs/Nesih Kıt'a H.1304 (M.1886)

Bakkal Arif Sülüs/Nesih Kıt'a H.1304 (M.1886)

Kendine Özgü Bir Sanat 

Hat sanatı kuşkusuz bir resim sanatı değildir. Resim, Batı resmi, XX. Yüzyıla değin, doğa ile olan bir savaşımın sonucunda ortaya çıkmıştır. Anatomi, perspektif, ışık, renk... Tüm bunlar olmadan resim sanatından söz edilemez. Hat sanatında ise bunların hiçbirinden eser yoktur. 20. yüzyıl sanatındaki gelişimlere, devrimlere, kübizme, soyut sanata, non-figüratif resme bakarak da hat sanatını bir resim sanatı olarak görmek olanaksızdır ve bu görüşler yalnızca sanat tarihiyle ilgili bilgisizlikle açıklanabilir. 

Hat sanatının resim sanatı olması, onun güçsüzlüğü demek değildir. Çünkü hat sanatı, kendine özgü bir sanattır. Kuşkusuz, o da resim gibi görsel, plastik bir sanattır, ama resim değildir. Hat, resme (figüre) dönüştüğünde, işin içine renk girdiğinde bile resim değildir. Hattı bir resim olarak görmek onun ruhuna aykırıdır ve onun kendine özgü niteliğini silip atmaktadır. 

Peki, nedir hat sanatı? Hat, adı üstünde, bir çizgi sanatıdır. Eski deyişle, Hüsn-ü Hat, Güzel Yazı demektir. Hat sanatının öğeleri harflerdir. (Dikkat: Sözcükler değil!) Hattat harflere biçim verir. Bunu yaparken, kendisinden önce belirlenmiş bir hat türünü seçer: Sülüs, Ta'lîk, Nesih, Divanî... Ama kendinden önce belirlenmiş olan bu türlere, kendi yaratıcı kişiliğini vurur. 
 

Kazasker Mustafa İzzet,  Sülüs yazı, H.1253 (M.1837) 

Kazasker Mustafa İzzet, 
Sülüs yazı, H.1253 (M.1837) 

Hat sanatı bir gelenek sanatıdır. Büyük sanatçılar, o geleneğe kendi yaratıcılığından katkıda bulunan, yeni yollar açan, "ekoller" kuran hattatlardır. 

Çoğu kez karşılaştığım bir soru: "Siz eski yazıyı okumayı biliyor musunuz?" hayır bilmiyorum. Ama hat sanatına doğru bakmam için eski yazıyı okumam da gerekmiyor. Çünkü beni ilgilendiren, baktığım yapıtın plastik değerleridir. Orada ne yazılı olduğu değil. Bir resme baktığımda da, elmaları, armutları, ağzı, burnu, saçları, gözleri değil; istifi, çizgileri, renkleri görüyorum. 

Bir hatta Allah, Muhammed, Ali, Ebubekir, Maşallah, Bu da Geçer Yahu sözcüklerini okumakla okumamak arasında hiçbir fark yoktur. Çünkü görsel bir sanatta, sözcükler ya da resimde konu değildir önemli olan, yapıtın kendisidir. Çizgiler, istif, renkleridir. Hat sanatı söz konusu olduğunda ise, istif ve çizgidir. 
 

Esseyyid Derviş Hüsameddin Gubari yazı ile "Muhammed" H. 1197 (M.1782) 

Esseyyid Derviş Hüsameddin
Gubari yazı ile "Muhammed" H. 1197 (M.1782) 

Hat sanatı bir resim sanatı olmadığı için, örneğin Muhammed sözcüğü Batı resminde olduğu gibi İsa'nın suretini gözler önünde sermez. Dolayısıyla Muhammed ile Ahmed, hat sanatında aynı değerdedir. 

Ben, karşımdaki levhaya "Ne yazıyor?" diye bakmam, "Nasıl yazılmış?" diye bakarım. Bu da bir sanat yapıtına en doğru ve en çağdaş bakıştır.

 

 

Evrensellik ve Çağdaşlık 

Türk hat sanatı yapıtları, bugüne değin, keşfedilmeyi bekleyen bir alandır. Hat sanatının, mimariden sonra, hatta mimariyle birlikte en önemli sanatımız olduğu düşünülürse, bu keşfin gecikmiş olmasına şaşmamak elde değil. Hat sanatının, henüz süslemeye yönelik (Hilyeler ve kalıp yazılarından oluşan büyük levhalar gibi); dinselliğe yönelik (Kur'an'lar gibi) örnekleri, yurtiçinde, yurtdışında ilgi görüyor. Oysa hattın sanat olarak belirdiği örneklere yönelmek, onları öne çıkartmak, sergilemek ve kitaplaştırmak gerekiyor. 

Mahmud Celaleddin, Sülüs İstif, Hadis. H. 1240 (Miladi 1824)

Mahmud Celaleddin,
Sülüs İstif, Hadis. H. 1240 (Miladi 1824)

Eğer sorulacak olursa, evrensel ve çağdaş sanat anlayışı açısından hangi tür hatları önemsiyorum, sıralayayım: 1. Karalamalar, meşkler (Hadi eski yazıyı bilenler, gelin de okuyun!). Bunlarda yalnızca çağdaş sanatın soyut yönelimlerini gördüğüm için değil, eskiz niteliğini önemsediğim için. Tıpkı birçok ressamın eskizlerini, birçok tablosuna yeğlediğim gibi. 2. Kıt'alar 3. Murakkalar 4. Küçük boyuttaki levhalar 5. Halk sanatının yansıdığı tekke yazıları 6. Yazı/Resimler. 

Bugün, hat sanatı koleksiyonu yapanlar, izlenimlerime göre, benim sıralamalarımın tersine bir eğilim gösteriyorlar. Fermanlar, hilyeler, Kur'an'lar başköşeyi alıyor. Bu da kanımca, bilgiden ve sanat beğenisinden çok gösterişten kaynaklanıyor. Çünkü bu türler, hem boyutları, hem de tezhipleriyle duvarda süsleyici bir yer kaplıyor.

Mustafa Rakım, Sülüs/Nesih Hilye H.1273 (M.1856)

Mustafa Rakım,
Sülüs/Nesih Hilye H.1273 (M.1856)

Benim hat sanatına bakışım, buraya değin yazdıklarımdan anlaşılacağı gibi, genellemeye izin vermiyor. Belki bir koleksiyoncudan çok, bir sanatçının akış açısını yansıttığı için. O sanatçı da, çağdaş ve evrensel (ve tabii ki laik) bir bakış açısına sahip. Ama hat sanatıyla yalnız kurumsal olarak değil, pratik olarak da içli-dışlı.