Contact Us

Use the form on the right to contact us.

You can edit the text in this area, and change where the contact form on the right submits to, by entering edit mode using the modes on the bottom right. 

           

123 Street Avenue, City Town, 99999

(123) 555-6789

email@address.com

 

You can set your address, phone number, email and site description in the settings tab.
Link to read me page with more information.

Gizemli Doğunun Tutkulu Ressamı: Leonardo De Mango

Osman Öndeş

"Kuran Okuyan Hoca" Prestuval üzerine yağlıboya 12 x 34.5 cm - 1923

"Kuran Okuyan Hoca"
Prestuval üzerine yağlıboya
12 x 34.5 cm - 1923

Leornardo De Mango, 1843 yılında, İtalya'da fakir ve koyu katolik De Mango ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Alın yazısı onu doğunun kraliçesi olarak tanımlanan İstanbul'daki yaşamla taçlandırdı. Daima mutlu olmanın yollarını arasıysa da, yaşamı yalnız geçti. Vefat ettiğinde fakirler mezarlığındaki kiralık kabrine gömülürken, tacındaki kıymetli taşlar yerine, geride bir ömür verdiği resimlerini bırakıyordu. 

Leonardo De Mango resim sanatına duyduğu tutkunun egemen olduğu bir çocukluk geçirir. 1862'de bir desen yarışmasında birincilik ödülü laması, geleceği için bir umut olur. 

Ödülü sayesinde Napoli Akademi'sine katılır ve sekiz yıl boyunca D'Auria Malderelli Posglione, Mancinelli ve Domenico Morelli gibi ünlü hocalarla çalışır. 

1867'de Akademi'deki öğrenimini tamamlar ve o devirde yaşayan sanatçıların büyük tutkusu olan "Gizemli Doğu"ya gitmeyi kaçınılmaz olarak görür. Böylece, Oryantalist ressamlar tanımıyla sanat tarihinde yerlerini alan pek çok sanatçı ile aynı yazgıyı paylaşmak için ilk adımı atar. Zira batı sanatında iz bırakabilmek, asırlardır hüküm süren ünlü ressamları aşarak bir yerlere gelebilmek, hele bir de mutlu yaşamak ulaşılması zor hedeflerdir. Oysa, "Gizemli Doğu"yu keşfetmek yeni bir umut ışığıdır.

"Çocuk ve Eşek İnadı" Perstuval üzerine yağlıboya 120 x 275 cm - 10 Ocak 1905

"Çocuk ve Eşek İnadı"
Perstuval üzerine yağlıboya
120 x 275 cm - 10 Ocak 1905

De Mango 1874 yılında bir Osmanlı vilayeti olan Halep'e, oradan Beyrut'a geçer ve bir ticaret merkezi olan bu kıyı kentinde dokuz yıl yaşar. De Mango'yu Beyrut'ta bulunduğu yıllarda dinsel ağırlıklı eserler yanında manzara tabloları üretir ve Beyrut Cizvitler Koleji'nde desen dersleri verir. 

Sanatçının bu döneme ait manzara betimlemelerinde ışığın saydam etkisini kullandığı görülür. Denir ki, De Mango, ünlü oryantalist ressam Decamps'dan etkilendiğinden dolayıdır ki, manzara çalışmalarında Decamps gibi ışığın saydam yansımalarını fırçasında canlandırmak istemiştir.

De Mango Beyrut'tan sonra Kahire'de de bir süre kalır ve Nil Nehrini, kent yaşamını, piramitleri konu alan eserler yaratır. Şark yaşamının cazibesi onu 1883'de İstanbul'a getirir. Sultan II Abdülhamid'in sanatın her dalına gösterdiği ilgi, De Mango'nun da umudu olur. İstanbul'da 1911 yılına kadar yaşar ve Haliç, Fener, Eyüp, Adalar, Büyükdere, Göksu gibi semtlerden görünümleri tablolarına yansıtır.

"Maçka'dan Marmara'ya Bakış" Prestuval üzerine yağlıboya 60 x 127 cm - 1889

"Maçka'dan Marmara'ya Bakış"
Prestuval üzerine yağlıboya
60 x 127 cm - 1889

Ancak Leonardo De Mango, aynı dönemlerde İstanbul'da bulunan İtalyan sanatçılar gibi bir ikbal bulamaz ve yaşamı hep parasal yokluklarla geçer. Bu nedenle Leonardo De Mango'nun yaşamı, Meşrutiyet İhtilali'nden hayli etkilenen İtalyan ressam Fausto Zonaro gibi sarsıcı bir değişikliğe maruz kalmadı. Zira De Mango Zonaro gibi Sultan II Abdülhamid tarafından saraya atanmış bir ressam değildi. Saray'dan gelen yüklü bir geliri de yoktu. Ayrıca Zonaro'ya padişah tarafından verilmiş Akaretler'deki 50 numaralı ihtişamlı ev gibi evi de yoktu. Zonaro'nun elinden tüm ünvanları ve evi alırnırken, Leonardo De Mango Jön Türkler akımının etkisiyle daha da rahat bir yaşama kavuşabildi. Bu nedenle Zonaro gibi İstanbul'dan hemen ayrılmadı. Ancak İtalyanların Beyrut limanında Osmanlı donanmasına ait Avnullah ve Ankara isimli iki karakol gemisini batırmaları ve Trablusgarp'a saldırmaları üzerine İstanbul'u terk etmek zorunda kaldı.

İtalya'ya yaptığı bu zorunlu dönüşün ardından memleketinde fazla durmadı. Sanatçının İstanbul'a olan tutkusu yine ağır bastı ve yaşamını bu gizemli kentte tamamlamak üzere geri geldi. 

De Mango son yıllarında maddi sıkıntı içerisindeydi. İstanbul Beyoğlu'nda Casa D'Italia'nın arka tarafında bulunan küçük odalardan birinde yaşadı. O tek odada birkaç eşyası, yatak kullanıldığı bir sedir ve duvar kenarlarına dizdiği, 50'ye yakın tablosu bulunuyordu. Eserlerine ilgi duyulmayan bir sanatçı olmanın düş kırıklığına rağmen yılmadan yaratmaya devam etti.

"Göksu'da Sandallar" Prestuval üzerine yağlıboya 60 x 82 cm - 1909

"Göksu'da Sandallar"
Prestuval üzerine yağlıboya
60 x 82 cm - 1909

Onun sanatçı kişiliğini takdir eden ve Cas D'İtalia'daki odayı ona tahsis eden o dönemin tanınmış gemi acentesi Marcello Campaner'di. De Mango genellikle öğlen saatlerinde Marcello Campaner'in evine gelir hem yemeğini yer hem de dost bildiği Bay Campaner'le sohbet ederdi. Bazen de yanında bir tablosunu getirir ve bir gönül borcu olarak tek serveti olan tablolarını Campaner ailesine armağan ederdi. Eserleri arasında bir de büyük boy defter vardı. Bu defteri daima yanında taşır ve karakalem çizgilerle, tasarladığı tabloların ilk çalışmalarını buraya çizerdi. De Mango yakın dostu Marcello Campaner'e bu defteri de hediye etti. Vefatı halinde tek mirası olan tablolarını Biseglie'deki ailesine bırakmak istiyordu. De Mango bu düşüncesini Bay Campaner'e açtı. Ancak sanatçı onların da tablolarını kabul etmeyeceğine dair bir duygu taşıyordu bu nedenle eserlerinin İstanbul'da kalabileceğini vasiyet etti. Bay Marcello Campaner sanatçının vefatı sonrasında De Mango'nun Biseglie'deki ailesine yazılar yazdı, araştırmalar yaptırdı ama kimse sanatçının tablolarını almak istemedi.

De Mango'nun vefatından sonra, Casa D'Italia'daki odasında saklanan eserleri, yıllar sonra İstanbul'daki İtalyan Konsolosluğu'na emanet edildi. Bu eserlerin büyük bölümünün II. Dünya Savaşı sonrasında bir başka adrese nakledilmiş olduğu tahmin ediliyor. 

Yaşadığı yıllarda İtalya'daki kasabasında kimsenin umursamadığı sanatçı adına bugün törenler düzenleniyor, yaşamı keşfedilmeye çalışılıyor. De Mango'nun günümüzde sevilen ve aranan ressamlar arasında yer alıyor tabloları müzayedelerde el değiştiriyor. Bir araştırmacı yazar olarak bu yazı ile birlikte üç ailenin yaşamlarını renklendiren ve bugüne kadar müzayedelerde görülmemiş tablolarından bir bölümü sizlerle paylaşmaktan onu duyuyorum. Leonardo De Mango, bu toprakların sanatçısı olarak Feriköy Latin Katolik Mezerlığında, kiralık olduğu için kaybolmuş kabrinde, ama aslında eserlerini takdir eden nice sanatseverlerin kalbinde var olmaya devam ediyor.