Contact Us

Use the form on the right to contact us.

You can edit the text in this area, and change where the contact form on the right submits to, by entering edit mode using the modes on the bottom right. 

           

123 Street Avenue, City Town, 99999

(123) 555-6789

email@address.com

 

You can set your address, phone number, email and site description in the settings tab.
Link to read me page with more information.

Bin Yıllık Manastırlarda Osmanlı Sanat ve Belgeleri

ÖZGEN ACAR
Gazeteci- Yazar

Fildişi saplı, İstanbul yapımı asa.

Fildişi saplı, İstanbul yapımı asa.

Yunanistan'ın Selanik Kenti yakınlarında "Kassandra Parmakları" diye tanımlanan ve Ege Denizi'ne uzanan üçlü yarımada, bölge haritasında ilgi uyandırıyor. Yöre, turizmin geliştiği önemli bölgelerden biridir. Bunlardan en doğuda olan parmak yarımada, deniz kıyısından başlayıp içeriye doğru çeşitli sarp vadilerden oluşur, iki bin metreyi aşan bir yüksekliğe ulaşır. 

"Mt. Athos" denilen bu sarp yarımada Ortodokslukta büyük önem taşır. Burada dünya ile yalıtılmış manastırlarda Ortodoks keşişleri düşünceye dalar, dua ederler. Kendi yiyeceklerini kendileri üretirler. 

Yakın tarihlere değin her birinde bin kadar keşişin yaşadığı yaklaşık 30 kadar Yunan, Sırp, Bulgar Ortodoks manastırı bulunuyordu. Manastırlarda yaşayan keşiş sayısı 1970'lerin başında bine düşerken, günümüzde 1500'e çıktığı ve bunların yüzde 27'sinin de üniversite mezunu olduğu söyleniyor. İki kez Osmanlı yönetimine geçen bu yöredeki manastırlara Saray, Fener'e bağlı bir dinsel özerklik tanınmıştı. Manastırlar, siyasal olarak Yunanistan'a, dinsel olarak Fener'e bağlıdır.

Altın işlemeli Bursa ipek cübbe

Altın işlemeli Bursa ipek cübbe

Bilindiği üzere yarımadanın özelliği olan bu manastırlara değil bir kadının, dişi hayvanın bile girmesine izin verilmemesidir. Kadınlar, ancak turistik teknelerle kıyılarından Aynaroz manastırlarının ilginç mimarilerini seyredebilirler. Ünlü sanatçı Melina Merküri'nin Kültür Bakanı olduğunda yaptığı ısrarlı girişimlerin reddedildiği de biliniyor. 

"Mt. Athos" dilimize "Aynaroz" olarak geçmiştir. Bölge ile ilgili olarak ünlü Türk tiyatro yazarı Musahipzade Celal'in 1927'de sahneye konulan "Aynaroz Kadısı" adlı oyunu, manastırlardaki yaşamı ve yerel yönetimle ilişkilerini ilginç bir açıdan ele alıyordu.

1963'de Rum Patriği Athenagoras, Aynaroz'daki ilk manastırın bininci yılını kutsamak amacıyla Aynaroz'a gidişinden bu yana, ilk kez yeni Patrik Birinci Bartholomeos da bir başka manastırın (Xenefondos) kuruluşunun bininci yılını kutsamak için Ekim ayında yarımadaya gitti. 

Yunanistan'ın ünlü armatörlerinden Latsis'in emrine verdiği "Alexander (İskender) adlı gemi ile İstanbul'dan hareket eden Rum Patriği, 998 yılında kurulan, eskiliği, etkinliği ve büyüklüğü nedeniyle tarihsel önem taşıyan Xenefondus Manastırı'nda düzenlenen dinsel törenlere katıldı. 

Selanik'te düzenlenen "Aynaroz Hazineleri" sergisi dünya çapında ilgi uyandırmakla kalmamış, şimdiye değin bilinmeyen bazı Osmanlı ve hatta Muhammed Peygambere ait bazı belgeleri de ilk kez gün ışığına çıkarmıştı. Burada sergide dikkati çeken bazı Osmanlı belge ve eserlerine değineceğiz. Sergi kataloğu Türk Sanat Tarihçileri ve sanatseverler için önemli veriler içeriyor.

Pirinç üzerine gümüş kaplama havan şamdanlar ve değişik dönem ve biçemlerde yapılmış ikonalar sergiye görkemli bir boyut ekliyor. Çeşitli İznik eserleri ve kilise eşyasının da bulunduğu bu sergide Osmanlı bağlantılı ya da İstanbul, Bursa ve Kütahya yapımı eserler arasında fildişi saplı bir asa göze çarpıyor. 1660'da İstanbul'da yapılmış, sapını fildişinden bir çift ejderin süslediği tahta asanın üzeri gümüş kaplama ve mineli olup 159 cm yüksekliğindedir. Sedef kakmalı asanın Byzantios diye de adlandırılan Larissa Piskoposu Dionysios'un malı olduğu üzerindeki yazıdan anlaşılıyor. İviron Manastırı'na bağışlanmış ve çeşitli değerli taşlarla süslenmiş olan asanın o dönemde Osmanlı Sarayı'nda gözde olan bir sanat akımını yansıttığı bildiriliyor.

eğerli tekstiller arasında Bursa ve İstanbul dokuması ve kilise erkanının törenlerde giydiği cübbeler de yüzyıllar sonra ilk kez manastırların karanlık depolarından gün ışığına çıktı. Bunlardan biri 16. yüzyılın başlarında, altın iplikle dokunmuş başpiskoposluk cübbesidir. Dionysiou Manastırı'nda bulunan, Bizans biçemindeki bu cübbede daireler içinde İsa betimlemeleri görülüyor, dairelerin aralarını ise haçlar süslüyor. Bu giysinin kumaşının Bursa ya da İstanbul'da, saraya giysi dokuyan ustalarca yapıldığı ve benzerlerinin Rusya, Polonya ve Venedik'e ihraç edildiği de anımsatılıyor. Hıristiyan sözcüklerinin yazıldığı bu tür Bursa kumaşları içinde bu cübbenin en eski örnek olduğu vurgulanıyor. 

Şimdiye değin hiç yayımlanmamış Osmanlı belgeleri oldukça geniş yer kaplarken, Fatih Sultan Mehmed'in tuğrasının bulunduğu, İstanbul'un fethinden önce ve Yunanca yazılmış 25 Eylül 1451 tarihli bir ferman dikkati çekiyor. Fermanın o zamanki başkent Edirne'de yazıldığı, Padişahın Aynaroz'daki II. Sultan Murad'ın dağıttığı arazilere saygı gösterilmesini istediği anlaşılıyor. Ancak, Yunanca'nın kötü bir günlük dille yazıldığı, Padişahın Avrupa ile yazışmalarında Yunanca'yı resmi dil olarak kullanmadığına dikkat çekiliyor.

Belgeler içinde en eskisi ve en ilginç olanı 623 yılında Muhammed Peygamber'in Sina Manastırı'ndaki keşişlere verdiği ayrıcalıkların dökümünü gösteren "ahdname"dir. Bu manastırlardaki bu tür ahidnameler, genelde "kadı"ların onayını taşıyan ya Arapça ya da Türkçe'ye çevrilmiş belgelerdir. Genelde çiçek motifleri ile bezelidirler. Özgün kopyanın okuma yazma bilmeyen Muhammed tarafından onandığını kanıtlayan, peygamberin siyah ya da yeşil renkli avuç içini simgeleyen bir el resmi bulunmaktadır. Simonopetra Manastırı'ndaki bu belgenin, keşişlerce, para toplamak amacıyla Aynaroz'a getirildiği anlaşılıyor. 

Aynaroz'daki en eski Osmanlı belgesinin I. Murad'ın 23 Kasım 1386'da babası Orhan'ın kimselerin keşişler üzerinde baskı kuramayacağını bildiren kararnamesinin geçerli olduğu açıklandı. 

Selanik'in Osmanlılara geçmesinden 10 gün sonra yazılmış olan 9 Nisan 1430 tarihli II. Sultan Murad tuğralı bir fermanda ise, padişah atalarının Aynaroz'a tanıdığı hakların aynen geçerliliğini bildiriyor. 

İkinci Beyazıd'ın 7 Temmuz 1491 tarihli fermanında da Wallachia Voyvodosu'nun verdiği dilekçesinde manastırlardan kendisine haklar tanınması istemine karşı, hiç kimsenin bu manastırların mallarına el koyamayacağını, subaşı ile kadıya, eskiden verilmiş olan fermanların gereklerinin yerine getirilmesini emretmektedir.

Birinci Selim'in 4-13 Ağustos 1513 sayılı fermanı ise yine aynı voyvodonun girişimlerine karşı, keşişlerin başvurularını destekleyen ve haklarının koruma altına alınması amacıyla kadıya talimat veren bir kapsamdadır. 

Birinci Ahmed'in 12-21 Mart 1615 tarihli fermanında, bir manastırın onarımında kendi mal (15 manda, 60 öküz ve 100 keçi) varlıklarının, ayrıca bağ ve bahçelerin gelirinin kullanılabileceği, buna karşı çıkılamayacağı anlatılmaktadır.

Kutsal su için kullanılan İznik kap

Kutsal su için kullanılan İznik kap

IV. Mehmed'in 1678 fermanında ise, zamanında gelir toplamaya gelmeyen voyvodonun fazla ve yasa dışı para toplaması önlenmekte, aksine bir durum olursa gelişmenin İstanbul'a hemen bildirilmesi istenmektedir. 1541 yılında bir kilise kararının Selanik'teki dokuz kadı tarafından onanmasına ilişkin belgede, Sırbistan Despotu (dinsel rütbe) George Brankoviç'in kızı, II. Murad'ın eşi ve Fatih'in annesi Maria'nın Ivıron Manastırı'na bağışladığı arazi ile ilgili bir tapu kaydı niteliğindedir. 

Ölümle boşalan Stromnitsa Metropolliğine İstanbul Patriği ve Kutsal Sinod'un Gregorios'u 10 Eylül 1818'de atanmasını onayan bu beratta, din adamının ruhsal, yönetsel halkları tanınmakta ve buna yerel yöneticilerin karşı çıkması önlenmektedir. 

Selanik mutasarrıfı ile kadıya III. Mustafa'nın 7-16 Haziran 1759'da gönderdiği fermanda Bostancıbaşı'nın, Aynaroz'dan daha fazla vergi istemini yasaklamaktadır. 20 Manastırın ortaklaşa mühürlediği tarihsiz bir dilekçede ise, Bostancıbaşı'nın öngörülen vergiden fazlasını toplamasının önüne geçilmesi isteniyor.

Üzeri gümüş kaplama pirinç havan şamdan

Üzeri gümüş kaplama pirinç havan şamdan

Selanik Sancağı Valisi Mehmet Emin'in "buyurdu"sunda (emirname) "Aynaroz'daki gâvurların" mülklerine tecavüz eden suçlular ile ilgili olarak Selanik'deki yönetici ve orduya verilen talimat yer almaktadır.

8 Nisan 1810 tarihli belge ise Selanik Vali Yardımcısı Yusuf Bey'in manastırlar arasındaki sorunun çözümü ile ilgili bir talimattır. 7 Eylül 1797 tarihinde Kaptan Paşa'nın imzaladığı ve Simonapetra Manastırı'nda bulunan belge de yerel voyvodo ile Limni Adası kadısına yazılan bir "buyurdu"dur. Kaptan Paşa'nın, İviron Manastırı'ndaki keşişlerin, öteki manastırı yasadışı işgalini önlemek amacıyla devreye girdiğini anlatıyor. 

Keşke Patrik Bartholomeos önayak olsa, Osmanlı bağlantılı bu eserler ve daha önce hiç gün ışığına çıkmamış öteki belge ve eserler İstanbul'da da sergilenebilse!